1
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
266
Okunma
Bir kahkaha bırakıyorum ardımda
kimse anlamasın içimdeki cenazeyi.
Gülüşüm, boynuma asılı bir vebal
her gülüşümde biraz daha eksiliyorum.
Gülümsüyorum
Her geçtiğim sokağın köşesine bir selam çakarak
Çünkü ağlamak
çok uzun süredir en sadık sırdaşım
Omzumda yorgun bir mevsim
kimseye anlatamadığım bir kış var içimde
Üşümemden değil
sustuğumdan titriyor ellerim.
Yürüyorum kalabalıklarda
her adımda biraz daha unutur gibi yapıyorum kendimi.
Yüzümde sıradan bir neşeyle,
göğsümde sır gibi bir yokluk taşıyorum.
İyiyim demiyorum çoğu kez
Yani suskunum tükenmişim
ama alıştım artık
ölmeyi yaşamak sanmaya.
Hayat da böylece geçip gidiyor sandığımız gibi.
Kendime çarpıp dönüyorum her aynadan
yüzümdeki çizgilerden değil
gözümdeki geçmişten yaşlanıyorum.
İnsan en çok da
kendini avutamadığında tükeniyor.
Konuşsam
yıkılır içimde yıllardır üst üste susmuş duvarlar.
O yüzden hep kısa cümlelerim,
o yüzden bu kadar gürültülü gülüşlerim.
Her boşver bir mezar taşı aslında.
Ben
Her gün biraz daha gömülüyorum kendi içime
Ama hâlâ ayaktayım,
belki de bu yüzden en çok kendime acıyorum.
Güçlü değilim, sadece
çökmemeyi öğrenmiş sırtını kimseye dayamamayı öğrenmiş bir enkazım.
Ve yine de dosta düşmana karşı
biriyle göz göze gelince
sanki her şey yolundaymış gibi
öle öle gülüyorum.
Artık direnmiyorum bu ağırlığa.
İçimde ne eksilirse eksilsin
yerine başka bir sessizlik geliyor.
Acı da, neşe gibi, geçiyor sonunda.
Ve ben
bunun da insanca bir şey olduğunu öğreniyorum her defasında
Gülüşüm sahte değil,
sadece içinde biraz ölüm taşıyor
Ama ne fark eder ki
Yaşam dediğin de böyle değil mi
Alışa alışa kanıyor insan
ve sonra…
kanaya kanaya kabulleniyor her şeyi.
Yanı kısaca öle öle gülüyorum
Güle güle eksiliyorum
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.