2
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
95
Okunma
Acı ama gerçek dediğimiz ne çok şey var şu kısacık ömrümüzde
bitmiyor tükenmiyor acılar, bir tokat gibi yüzümüze çarpıyorlar
pekâlâ, bizim bütün bunları kaldırabilme gücümüz ne kadar?..
Ağlamaktan gülmeye gülmekten ağlamaya geçip duran çocuklar
gibiyiz her birimiz, her insanın bir kırılmışlığı yıkılmışlığı yarası var
kime sorsak, hangi gönle dokunsak, bir dokun bin ah işit diyebiliriz...
Dünya var oldu olalı insan yaratıldı yaratılalı ne kaos bitti, ne haksızlık
ne de zulüm, dünyanın geldiği nokta günden güne daha da elim oluyor
eşitlik ve adalet ölüm için söz konusu, ama o da ecelinden evvel gelebiliyor...
Bütün insanlık ve diğer sessiz dostlarımız, tabiat ana, toprak ana, ana dil,
ana vatan, aile yuvası kavramına rağmen şiddet, nefret, dehşet, vahşet, trajedi
almış başını gidiyor engellenemiyor sınırsız kötülük, zalimlik, nedir sebebi?..
Cennet gibi güzelliklerin ortasında oynanan absürt çirkin oyunlar entrikalar
ne işe yarıyor sanıyorlar, şu güzelim kâinatın yaratılışın dengesini bozanlar
gideceğimiz yer belli iken bir avuç toprak, ateş topluyorlar bir kucak...
Kurban bayramında boğazlanan hayvanlara bakamayan, yoldaki aç kediyi
köpeği görünce doyuran, çöpten alanları görünce elindeki poşetten utanan
komşuluk nedir bilen, dost kalabilen, empati yapabilen insanlardır acı çeken...
Güzel sözler söylesen ne fayda, duymuyorlar ki, seni kaale almıyorlar ki
zaten güzel sözü güzel insan dinliyor, diğeri ne dinliyor ne de umursuyor
eli kanlı katile de sorsan en iyi odur, yüce bir ideale falan inanıyordur...
Dünyada kaynaklar eşit paylaştırılsaydı, bu anlamsız savaşlar olur muydu
kıskanıyor ülkeler birbirlerinin kaynaklarını ele geçirmek istiyor belli
ailede kardeşler, toplumda arkadaşlar, meslektaşlar birbirine hasım oluyor...
Tabiat ananın saçları yolunuyor, kolları kesiliyor, kan damarları kurutuluyor
ormanları yakıyorlar, ağaçları kesip site yapıyorlar, nükleer santral yapıyorlar...
göllerin suyu çekiliyor, denizler kirletiliyor toplu balık ölümleri oluyor...
Parka çöp atıyorlar, oturdukları banklara maslara çirkin yazılar kazıyorlar
çekirdek kabuklarını, kompozit bardakları ağaç masaların üzerlerine saçıyorlar
yedikleri gofret kağıtlarını, içtikleri meşrubat kutularını etrafa fırlatıyorlar...
Böylesi duygusuz duyarsız insanlara ne söyleyeceksin, ne anlatacaksın
Annesi çocuğunu çimene işetiyor, bilmiyorum o çimeni kedime yediriyorum
Vicdanı olmayana ne diyeceksin, herkesin başına bir nöbetçi mi dikeceksin?..
İyi insanlar okuyor iyi kitapları, onlar tv de internette izliyor iyi konuşmaları
bir hırsıza desen ki bak kardeşim çalmak kötüdür, geh geh gülmez mi
adam öldüren, ben katil değilim, savunuyorum, savaşıyorum demez mi?..
Kime ne anlatacaksın, duymak istemeyene megafonla mı bağıracaksın
Kötü kötülüğünü yapa dursun, iyi iyilikten vazgeçmeyecek, ölene dek
hiç bir şey yapamasa bile kötülüğü haksızlığı dili ve kalbiyle reddedecek...
Gülhan Çeliktaş
5.0
100% (2)