3
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
497
Okunma
Bazen özlesiniz çocukluğunuzu
ve doğduğunuz köyü
ve bir kallavi acı
tanımsız
ki
şiir diye bir kılıfa sığınır yüreğinizde bir ağıt yakarsınız
işte öyle bir şey
DOĞDUĞUM KÖY
Yürüdüğüm yol
Oturduğum ev beton
Bu şehirde toprak yok
Deniz yok!
Ne zaman yağmur yağsa
Köyümü özlüyorum
Saat başı gelen deli sağanak yağmurlarından sonra
Topraktan beyaz dumanlar çıkardı
Güneş doğunca
Toprak mis gibi kokar
Çiçeklere
Gürbüz kelebekler konardı
Kovanlarından çıkan arılar
Yuvasından fırlayan kuşlar
Yaşamak üstüne güzel türküler söylerdi
Ot yolduğum yamaçlardan
Sular yarı bulanık akardı
Ayaklarım yalın ayak
Toprağa bir güzel sevdalı basardı
Annesi ölmüş kavurt oğlak
Süt içerken elimden
Anası gibi koklar kucağıma sokulurdu
Yaşamak içime gülümser
Hastalıklar uğramazdı yanıma yöreme
Evimizin önünde Can eriği
İlk yaza meyve yetiştiren kiraz ağaçları vardı
Acıktığım da büyükanam;
Tas da ayranıma mısır ekmeği doğrardı
O lezzet o tat nerede şimdi?
Yol topraktı
Bir araba geçse üç beş günde bir
Yol günlerce tatlı bir benzin kokardı
Yıldızlar böyle nazlı değildi
Geceleri gökler ışığa boğulur
Uyuduğumuzda başımıza yıldızlar yağardı
Dereler çağıl,çağıl duru beyaz akardı
Uzuna göle yüzmeye kaçar bin bir azar işitirdik
Ömrümüz biter de işler bitmezdi ama
Yaşamak bambaşkaydı
Yaşamak bir güzel sevdaydı bize
Bu şehir nasıl şehir?
Toprak yok
Deniz yok
Çağlayan dereleri
Uçan kelebekleri yok
Bu şehir
Toprak değil Ölüm kokuyor üstelik
Benim doğduğum köy bambaşka bir yer;
Köy başlı başına yaşamak kokardı.
Çağır beni artık
Sana geleyim
Yaşamaya öyle hasretim ki
Geleyim de orada bir gece yıldızların altında öleyim
Mezarım tapulu arazimin en kıymetli yerine
Bir çaylığın ortasında olsun…
.
toynak
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.