3
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
257
Okunma

Mutluluğa beş kala
top köşeden dönüyor...
Hani o güneşli yağmur sonrası
annemle çay içiyorduk ya...
Ne çabuk geçti zaman
yaşamaya doymadan...
Samimiyete hasret kirpiklerimde
ağlıyor gökkuşağı...
Güven uzak bir dost gibi
el sallıyor gökyüzünden...
Ağlatan sözler yakıyor kulaklarımı
gülüverecekken birden...
Hep diken üstünde yürümek gibi hayat
ayaklarımız kan içinde çırılçıplak...
En çok gülmeyi severdim bir de güldürmeyi
lakin layık gördüler ağlatmayı ve uzaktan bakmayı...
İçimde bir çocuk kahkahalara boğuluyor
ve bir kırbaç sırtımda sayısız kez şaklıyor...
Ağlamamak isterim üzülmemek bir de
gülüşlerim kalmış tahta kapılarda uzak evlerde...
Şimdi yorgunluğumun diğer adıdır ölüm
sevgisiz yaşamaya mecbur edilmek zulüm...
Mevsimler daima ilkbahar ve aylardan mayıstı
çocukluğum kalbimin avuçlarında sustu...
Yağmuru severdim ve çayın kokusunu
özlüyorum huzura gömüldüğüm bir öğlen uykusunu...
Ellerimde hâlâ bembeyaz kuş tüyleri
öpüyor parmak uçlarımı sızlatan çocuksu hayalleri...
Kışın soğuğu gibi sevgisiz tüm bakışlar
içimi dövüp duruyor bitmek bilmeyen kışlar...
Ağaçların narin yaprakları dökülüyor toprağıma
yağıyor dinmeyen yağmurlar yanıp duran bağrıma...
Gülhan Çeliktaş
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.