0
Yorum
14
Beğeni
5,0
Puan
588
Okunma

Ağlarken sonsuzluğun sesine
Neyine hüzün arayışına geçmiş
Mor renkli hanımeli çiçekleri
Nevrotik düşünce kalıplarına hapsolmuş
İki satır öncesi beş satış sonrası
Ete inen satırlar gibi anlamsız iner
Huzursuzluk yani başıma
Kalbimde gömdüğüm ne var ne yoksa
Kitap ayracı gibi ayırmış hayatımı orta yerinden
Nesine gülüyorsun zaman diyorum
Kendime diyor
Varıma yokluğuma
Yokluğuna diyor kahredişlerinden öte
Üşüdün mü diye soruyorum
Ben hiç dışımdan üşümedim ki diyor
Yanlış insanlarda ısınmaya çalışırsan üşümezsin yanarsın diyorum
Duyuramadığım her söz için ayrı ayrı hesap soruyorum
Bu kez gidiyorum ardıma bakmadan
Ne yüreğimde aşk vardı ne de nefret
Kaç bedende eskittim gecelerimi
Kokusu gitsin diye burnumdan
Tüm alışkanlıklarımın hesapsız varlığı
Sana bıraktığım yeni başlangıçlar
bitişimize atılan imzaydı
Ankara metrosunda sana şiir yazardım
Senin haberin olmadan
Yalanlarını hangi yüzüne vurmam gerekiyorsa
O yüzünü dön bana
Diğeri kalsın bir mezar taşında
Kimseye benzemeyen yüzün
Kendimi kandırma heveslerime ev sahipliği yapıyordu
Minicik kalbimin içindeki hücreler
Üstüne demir kapılar kapanan hücrelere
Hapsediyordum aşkını
Ayrılık diyorlardı adına
Düşünme bitti diyorlardı
Neylersin söz dinlemiyordu harap olmuş kalp
Artık kan pompalamiyor kan kusuyordu
Bir gece vakti gelen kahroluşunda...
28.12.2022
Ankara
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.