1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
137
Okunma
İçimde çağlayan ırmak kupkuru çöle döndü
seni en son gördüğüm zaman dündü
ne uzun bekleyiş bu sabırsızlığı yudumlayarak
kâh oturup kâh pencerelere fırlayarak
hatırlıyor musun ey sevgili
her hafta sonu
İstanbul’dan Ankara’ya gidip gelişini
o zamandan bu zamana ne değişti...
İçimde coşan pembe hayaller kurumuş yaprak şimdi
yine yolunu gözleyen bensem
bembeyaz karanfillerle karlı bir kış günü bana gelen kimdi
yaş aldıkça zaten pamuk ipliğince sevmişliğimiz
dikkat et kopmasın gitgide inceldi
ben miyim bu asabi ters küfürbaz beddua eden
bir gayretin bile yok kendi alemindesin sen
dayanamayan tahammül edenim asıl sensin benden giden...
Sana çok kızmıştım da günlerden bir gün
ezmiştim ayaklarımla getirdiğin gül demetini
yıllardır anneler günü dışında bana çiçek almayışın bu yüzden miydi
kara bir kedi yatıyor klavyenin üstüne
yazma bunları der gibi
ey sevdiğim sen beni sevdin mi ben seni sevdim mi
öyle karmaşık anlaşılmaz bir muamma ki bu sevgi
ondurmuyor da öldürmüyor da süründürüyor besbelli...
Kedi hal diliyle demek istiyor ki beni sev beni sev
ben de seni seviyorum sevgi her canlıda her zerrede
bana baksana beni görsene sana sevgimi veriyorum
görebilirsen sevgi mevcut her an her yerde
zaten alemler sevgiyle yaratılmadı mı
öyleyse neyi arıyor da bulamıyoruz sanki
kimden alalım yardımı
aradığımız hazine acaba içimizde saklı mı...
Ah ne tuhaf bir sevgi bizim sevgimiz
aşksız şevksiz lakin sonsuz bağlılık şeksiz şüphesiz
ellerini özlerim yanımdasındır gurur yaparım
önce sen uzat ellerini bana sonra ben uzatayım diye
yok yok yalan bu ne gururu al işte uzatıyorum yine
gözlerin bir başka mı bakardı yoksa bana mı öyle gelmişti
altında mor halkalar donuk bakışların çökük omuzların
vicdan azabımdır ben miyim sebebi bütün bunların...
Ey aşk uğramayacak mısın bir gün bize de
her gün ümidimi kaybetmeden bekledim bekledim yine de
fakat donmuş bir su gibiyiz çözülmeyi bekleyen
içimizde ağlayan iki minik çocuk sevmeye emekleyen
öyle çok kavga ettik ki senle ben
öyle çok acıttık ki birbirimizi
ne kopabildik ne sağlamlaştırabildik temelimizi
bizden başka kim tutar söyle terleyen ellerimizi...
Yoruldum sevdiceğim
sana dünyanın en güzel sözlerini söylemek isterken
ne bu öfke dolu lanet sözleri
kendimi tanıyamıyorum artık kim bu kaba saba konuşan
yazardım çizerdim kırlarda gezerdim kırlar beton çiçekler demir
bembeyaz kalbimde kırgın dilekler içim dışım kir
müslüman bir aileye doğmasaydım günah çıkarırdım papazla
arınamıyor gerçekte insan ne hacca gitmekle ne de namazla...
Muhammedin kalbini melekler yıkamışlar
bir küçücük leke kırıntısı bile bırakmamışlar
bir insanı merkez alıp etrafında dönerek ömür tüketiyoruz
çokça ağlıyoruz gülemiyoruz
alışmışız onsuz uykuya dalamıyoruz
dönebilsem bir kendime senden kurtarıp benliğimi
mutlu edebilsem artık senden hiç bir şey beklemeden kendi kendimi
aşabilsem yıkıp etrafıma ördüğüm kalın duvarlardan inşa ettiğim bendimi...
Özlüyorum
bekledim yıllardır birazcık ilgi
belki de beni böylesine perişan eden
senin beni benim seni özlediğim kadar özlememe ihtimalindi...
Gülhan Çeliktaş
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.