4
Yorum
23
Beğeni
5,0
Puan
217
Okunma

Düşüncelerim allak pullak
elimde ayağımda prangalar dilimde kilit
vicdanımın sesi gittikçe hafifliyor
ne yapacağım Yarap
yardım et bana ve herkese
Aklım karmakarışık
sevincim kursağımda bekliyor
yılların hızına yetişemedim koşup gittiler
halim nice olacak ey Halik
acı bana ve hepimize
Akıl mantık perme perişan
kişisel gerişim damarlarıma yayılıyor
akşam sabahı yakalıyor sabah
elim sende diyor kaçıyor
ne zaman büyüdüm ben Yarabbi aklım ermiyor
Duygularım paramparça olmuş
hislerim derin dehlizlerde kaybolmuş
arkadaşım dostum bildiklerim
bir düşman olmuş
yönümü buldur Allah benim gibi olanların her birine
Gülümseyişlerim ağlamaktan beterdir
iyimserliğim on beş yaşımdan kalma eğreti elbise ruhumda
terk etti beni tutunduğum değer verdiğim hatıralar da
Ey Zülcelali vel ikram
kovulanlardan eyler misin diye korkum
Bir köşeye atılmış
yetmiş seksen seneyi devirmiş minik komidin
bir şekerlik eskimemiş kepçe kullanılmaya kıyılmadan saklanmış kaşıklar
annem kokan iki işlemeli elbise ve çocuğumun bebeklik elbiseleri
ilkokulda yaptığım kurşun kalemle çizilmiş bayram resmim
Hatıraların canımı acıtmaya başladığını
sarı çiçekleri ve gelincikleri seyahat esnasında izlerken
dokunamadığımda anladım
tıpkı giden anneme babama abime ve diğerlerine
çok özlediğim komşu teyzelere dut ağacına kiraza dokunamadığım gibi
Geleceğime ambargo koyanlar kim
niçin adımlarımı çekiyor birileri boyuna
bırakın tutmayın yönetmeyin yöneltmeyin istemem
verin çok önceden kaybedilmiş hürriyetlerimin tümünü
alın oyuncaklarımı
Dağılmışım ben
topluyorum tek tek geçmişin karanlığına dalıp
ellerimi kanatarak zaman kırıklarımı
kalabalıklara atıyorum şen kahkahalarımla ve sahte sevinçlerimle yalnızlıklarımı
alın ey zalimler iyilik maskelerinizle yaptığınız kötülükleri başınıza çalın
Artık gülmeye zorlamam kendimi sevmeye de iyi bir insan olmaya da
huzursuzluğumu yumuşacık bir kedi gibi basıp bağrıma
ağlayarak kahkahalar atacağım
gözlerimden fışkırsın yapılan haksızlıkların acı biberleri
hastalığımın şifası bendedir yalarım yıllanmış kan revan yaralarımı
Çakralarımı açtılar esnedim genirdim
bir parça serotoninle neşelendim
durduramadım gülmelerimi deli deli bağırdım adeta anırdım
sonrası utanç mı pişmanlık mıydı bastırdığım öfkemle çıkan lakırtı
sonra ruhumda vicdan kırbacımın kan ırmağını dalgalandıran şakırtı
Dağılmışım darmadağın olmuşum ben
bir tek ben miyim böylesine dağılan böylesine üzüldüğünü belli etmeyen
içi dışına yansımış diyorlardı ya sus konuşma diyorlardı ya
artık bahsetmiyorum kendimden
anlatsınlar günler geceler boyu acılarını can acıtan hatıralarını yeniden yeniden
Dağılmak kiraz çiçeklerince olsaydı
yeryüzüne dağılmayı isterdim elbet
tüm insanlığa bir ilaç bir deva bin neşe dağıtırdım hemen
güller açtırırdım sokak aralarında beton direkler yerine
sümbüller serperdim kaygılı insanların yüreklerine
Dağılmak bir şelalenin
damlacıklarınca olsaydı
bütün sokak hayvanlarını
alırdım himayeme korurdum
insan denen güzel canavardan
Kaburgaları sayılan
tek bir köpekcik kalmazdı
açım diye yalvaran kedicik bulunmazdı
su verir tedavi ederdim okşar severdim
kimileri gibi huylanmazdım tiksinmezdim
Dağıldı bin parçaya
bölündü ruhumla birlikte
kalbimin saf tertemiz dilekleri
gün ışığı gibi olsaydı şayet dağılmak
çağırırdım yanıma bütün ipek kanatlı melekleri
Derdim ki
şu bulutun güzelliğine bakın
arındırıyor sanki kapkara yürekleri
gökyüzüne uçar uçar en yükseklerden
serperdim yeryüzüne mutluluk ekmekleri...
Gülhan Çeliktaş
5.0
100% (14)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.