13
Yorum
54
Beğeni
5,0
Puan
1078
Okunma

Say ki bir masal anlatacağım,
Veya dünün bugüne gölgesiyle hesaplaşacağım.
Çocukça genç kızlık halleri,
Tomurcuk kokulu sabahlar,
Lise formamın masum hayalleri...
Adetten miydi yol kesmek?
Çat kapı çiçek ve çikolata.
Genç kız edası, simli terliklere sığmayan ayaklarım.
Beyaz gömlek, kırmızı kravat...
Cennet yüzlü anne ve baba.
Yelpaze gerekmez ki kalbimdeki ateşe?
Uçurduk tüm güvercinlerini suskunluğun aksanında.
Sadakatsiz geceler büyüttük.
Kalınlaştı zırhımız.
Söndü tüm heveslerimiz, sabun köpüğünce.
Evhamlarımız ayırdı baş yastığımızı.
Evrakımız aynı mühürlü ama,
Ayrı dünyalıydık artık.
Geri dönüşümsüz bir yol...
İçini içimde çürütecek kader.
Sessizliğime sebep mi?
Avuç içlerimde minnacık eller.
Geceliğimin pembesini bürüyen kara geceler...
Ne bu kentin hüznü,
Ne de ilahi dualar çareydi suskunluğuma.
Kim bilebildi ki,
Göçmen kuşlara uyup uçmak istediğim zamanları...
Saçlarımın sarısında hüzün nehri.
Umut düzlüğümde dağ yamaçları.
Uyanmalıyım bu densiz uykulardan.
Ve bir meşale yakıp,
Yürümeliyim karanlıklarımın üstüne.
Hey kızlarım ve oğullarım,
Ruhumun ağlayan izini,
Yüzümün gülen giziyle kapattım.
Haydi kalkın ayağa, saklambaç oynayalım.
Çok görmeyin başı kara yazmalı hallerimi.
Biraz daha sevip okşayınsana,
Çocuk annenizin saçlarını.
Ama bir şartım var:
Beni asla sobelemeyeceksiniz.
hüzünlükent Narin
Kayıplarım vedasızdır benim ~
5.0
100% (30)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.