5
Yorum
18
Beğeni
5,0
Puan
367
Okunma

Dünya bir değirmen
bizler buğday taneleriyiz
hayat denilen bu hayal aleminde
durmaksızın hallerden hallere düşeriz...
Hayatın başı sonu bellidir
çocuk meyvenin tatlı çağlası
gençlik parlak sulu vişnesi kirazı
sonrası çekirdektir toprağa gömülesi...
Çocuk için zaman, duran sonsuzluktur
hayat baştan başa keşfedilen bir oyundur
genç okumak ve iş bulmak için koşturur
o yuva kurmak telaşında olan bir kuştur...
Elliden sonra sorarsın aynadaki kendine
hani dersin ah o gençlik günleri şimdi nerede
taşardın coşardın sel gibi sığamazdın bendine
gönlün kocamasa bile etrafın hatırlatır der nine dede...
Acımasız mı dünya yoksa insan mı acımasız
hep meraklı sorularla bunaltır karşıdakini
yaşın kaç ne zaman doğdun ve bunun gibi
ne eline geçer niçin bu çaba anlayamadım ki...
Takmazsın belli bir yaşa kadar belki yaş meselesini
sen unutur ve yaşar gidersin güzel güzel günlerini
bilirsin ki sen görünenden çok daha ötesindesindir
fakat dışarıdan bakan için dayı amca yengesindir...
Bir de kıyaslama yaparlar akşam sabah seninle
ben büyüğüm sen küçüksün tarzı muhabbetler
araya buzdan duvarlar örerler farkında değiller
sanki her biri nüfus memuru yahut sivil polisler...
Kontrolü bırakmazlar sorularla bunaltırlar
spordan yemekten havadan konuşsalar
pek meraklıdır yaş sormaya eş dost akrabalar
acaba öğrenmekle ne fayda kazanacaklar...
Ömrü olan yaşıyor olmayan zaten erken gidiyor
yaş almak suçmuş gibi çeneleri yoruluyor
ay ne kadar değişmişsin kötülemişsin deniliyor
değişmeyen bir şey var mı ki rencide ediliyor...
Hayat değirmen bizler buğday taneleri öğütülen
kimi çocuk kimi genç kimi otuzunda kimi seksen
aslında geçmiş de bu gün de gelecekte aynı eksen
hayatın tamamı bir an, zamanı kıvırıp ucunu büksen...
Gülhan Çeliktaş
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.