0
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
694
Okunma

O vakit bıraktım ben de...
İçimde sana dair ne varsa,
kanat çırpan kuşların arasına karışsın diye
sessizce salıverdim gökyüzünün maviliğine.
Belki bir rüzgâr olur da saçlarına dokunur,
belki bir bulut olur da geçtiğin semalarda gezinir,
belki de hiç fark etmeden
yüreğinin kıyısına ilişir.
Şehrin en güzel sokaklarına uğrasın istedim
sana yazdığım o mahzun mektuplar.
Her satırında biraz hasret,
biraz sevda,
biraz da sana kavuşamamanın hüznü vardı.
Ve sen...
Bir akşam vakti,
uzaklardan gelen bir şarkının nakaratında duy beni.
Bir kahve kokusunda,
eski bir sokağın sessizliğinde,
ya da yağmurun cama vurduğu bir gecede...
Hatırla beni.
Hatırla ki bir vakitler
aynı hayalin gölgesinde yürümüştük seninle.
Aynı göğe bakmış,
aynı yıldızlara dilek bırakmıştık.
Siyah beyaz düşlerimizi hatırla...
Henüz kirlenmemiş umutlarımızı,
yarım kalmış cümlelerimizi,
gözlerimizle konuştuğumuz o uzun sessizlikleri...
Al onları.
Bas bağrına.
Kimseler bilmesin.
Çünkü bazı sevdalar,
anlatıldıkça eksilir;
saklandıkça derinleşir.
Sakla beni...
Gecenin en karanlık saatinde,
ışığı sönmeye yüz tutmuş eski bir gaz lambası gibi.
Titreyen ama vazgeçmeyen,
yorulan ama tükenmeyen bir ışık gibi...
Yüreğinin en kuytu yerinde sakla.
Belki kavuşamadık.
Belki aynı hikâyenin
farklı sayfalarında kaldık.
Ama bil ki;
Sevda bazen bir ele dokunmak değil,
bir ömür bir ismi kalbinde taşımaktır.
Ve ben...
Bu şehrin hangi sokağından geçsem,
hangi rüzgâra yüzümü dönsem,
hangi gece yıldızlara baksam;
Bir parçam hep seni arıyor.
Çünkü bazı insanlar unutulmaz.
Bazı aşklar bitmez.
Ve bazı şehirler,
iki insanın birbirine söyleyemediği sözleri
ömür boyu taşımaya devam eder.
Sen belki çok uzaklarda olursun,
ama ben her gece dualarımın arasına adını iliştiririm.
Belki bir gün yollarımız kesişmez...
Lâkin gönlümün en derin köşesinde
sana ayrılmış bir yer daima kalır.
Tıpkı hiç sönmeyen bir kandil gibi...
Sessiz,
mahzun,
ve sana sevdalı... ✨
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.