27
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
2697
Okunma

akşam safalarına dadanmıştı geçmiş gelecek
kıç güverte sancak, masamız grup kırmızısı
can sıkıntısına kapılmadan
en son seviştiğimiz zaman bu - haz
en çok sevdiğimiz çocuk (kız) dolanıyor boynumuzdan
en sevdiğimiz balık öperken yanaklarımızdan
ve ufuk, doluktuk
olmasına ya çakırkeyif
ana’mızın göğsüne sol yanımızı koymuştuk
hüznümüzün ince gözünde gam, gönlümüz nihan
dide’si üzerinde acem aşiran
günebakan düşlerimizde su çatımları- gün batımları
sevgili
bu akşam; kederinde soyunu kurutmuştuk
rakı, balık, salata bir de üfürükçü osman
ne gün dü ama
ebcet’i kırk bir kere tersten okutup
can gözüne siper olanı sevdiğine kavuşturmuştuk- dosttuk
güneş
sessizce çekerken perdesini günümüzden
gönül koyduğumuz " yarimiz " çekip giderken
bir kerecik olsun sevdiğimizi söyleyememenin tasası
" hicranını matemine sardığımız geceye "
adam gibi sevdiğimizi söylemesini de unutmuştuk
suya sulanan yeşil, mavi dünya gibi ömrümüz
ve yalnız
ve
isa’nın ayaklarını yıkayan fahişe gibi sevişecekse
gündüz ve gece
ve
tutuşmamış ağaçları kurutacaksa yangınımız
kızılca kıyamet kopsa da fayda düşer mi payımıza
o gidecek
her zamanki gibi yine- ben
kalacağım kendimle
kanalın birinde yangın ormanları
küfredeceğim gelmişine geçmişine
ortalık yerde dolanırken ayak bacak yosmaları
canım acıyacak sevgili
ışıkta dansını izlerken üç gün ömürlü kelebeklerin
çocuk gülecek
suya dokunacak ayakları
en kuytu köşelerde, sırasını beklemenin sabrı- umut
direnecek
o günden önce ölmemenin inadı
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.