1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
1038
Okunma
dağlar eğilip yıkanıyordu teninde döne dolaşa
o
hiç sönmeyecek olan sesinde ışık hüzmelerinin.
taşların suskunluğu
ve bir el beklemesi suskun çiçeğin
kendini koparıp aralıksız koklayacak bir el.
suların çağıltılarıyla döllenen ağır bir türkü
gök gürültülerinin kesintisiz konuğu
Mayıs kelebeklerinin sarsıcı süksesi
o
gözlerimin kamaştırdığı gün batımından kalmış kızıllığın
şimdi, bir dönüşsüz uçuşun son parıltılarıdır bu
kendini aydan yıldıza çalan Venüs’ün buzlu çığlığı
ve
kapkara kömürden fışkırması kızıl alevlerin.
bulutlardan doğan, şu ateş toplarının saçılması
insanın sınırlarından t/aşan şiire doğru.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.