0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
1434
Okunma
hey hayat!
bu ya(rı)şın sonsuz coğrafyasında koşturuyorum
gem almaz kısrakların çıplaklığında
tüm renklere daldırıp fırçayı
çala/kalem sürüp o “kafdağı” doruklarına
bir ince kalın yolculuk benim ki
ey ömür!
ey yüzsüz kayıp yaz
şu ufukta koyu kızartıları gergin düşlerim
kırık dökük dallarında yaprakları
hiç sararmadan hep kokulu kalan çiçeklerim
bize yasak olan “tuba ağacı” mı
ey hayat!
davul tutan, tokmak vuran vuruşlarla dökülen
yazın son günleri
alıp da veremediğimiz
o çam çerçeveli doğum gününün çalar saati
tek bu günde çal(ış)arak geçen sensiz zaman.
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.