14
Yorum
28
Beğeni
5,0
Puan
1899
Okunma

Habis bir düş kundaklandı dün gece…
Boyutsuzluğun minvalinde köpürdü deniz
Boğazım düğüm düğüm
Eteklerim eksik.
Zaman boca ediyor zimmetli geçmişimi
Sonrasına sır ekliyorum günbegün
Talaşlar dökülüyor ölü ağaçtan
Uyumaya daha bin sene var
Uyku bozuntusu saplantılar
Göğün makberi işte
Her şahit kelimeyi darağacında sallandırma istemim…
Engel oluyor Tanrı.
Kucağımda sebze zerzevat
Ben bir düş kabzımalıyım.
Göğün titrek bulutlarında
Sayısız kavşak
Kudurmuş köpeklerin dişlerinden alın şiirlerimi.
Kanatları koptu şimdi de.
Ayyuka çıkan iç sesimde
Tutuklu hüzün:
Basamakları da kayıp şiirin.
Gelin misali süzülen mısralarda
Kâh beyaz kâh siyah duvaklar
Titreşen rüzgârla
Sönük içimdeki coşku
Soylu olsa da unutulmuşluğum
Zehir zemberek kıblemdeki ateşi söndürüyorum
Sözüm ona.
Yanmayan ne kaldıysa geriye
Aldanmışlığım ve sürgün benliğim;
Vebali yürekten kayan
Zanlı mısralar gün ve gece.
Soyut bir gölge olsam ne çare?
Soysam soğana çevrilsem imge imge
Kayıpların sökük dikişlerinde,
Zemheri benzeri zalim soğuk
Karla kaplıyım işte
Ben ki beyhude bir tepe
Yazın ortasında kar manzaralı yüreğim
Fıtratın ıskalandığı tüm hecelerde
Adımı unutan imbat
İçimdeki isyana inat
Sözden ırak bir günüm ben
Kelimelerin tükendiği izafi bir eksen
Sondum solacaktım madem
Gülen yüzümde hep mi donuk bir ikilem?
Yarım ağız mutluluk
Fasılası hüzne tamamlanan şımarık bir hıçkırık:
Demden kaçtım dertlendim
Derdimle yer göğü mimledim mimleyeli
Ört bas ettiğim çetrefilli hikâyeleri evrenin.
Hayat teyakkuzda,
Nispet yaparcasına ölü güvercinlere
Çatık kaşlarını indiriyor zamansız gidişler.
Aşkı buyur ediyor her bir gonca
Sivri dilinde beşerin
Nadasa alınmış hoşgörü bir de
Eften püften bir makas telaşın iziyle
Yanan bir gölgede
Kesmek mi budamak mı aşkı?
Usul bir aşkı dillendiren çelimsiz heceler…
Doğurgan hüzünden yana gözlerim
Örselediğim cahil yüreğim
Közünde saklı belki şiir dünün
Dün dediğin zamanın gözden çıkardığı
Bir yetim dize adeta:
Anaç yüreğinde şiirlerin…
Düşe yatırdığım, kem gözlerden uzak
Kalmak adına çırpınışlarım
Sefil hikâyemden bile kopuk satırlarım
Nida yüklü her sefil gün
Uyduruk olsa olsa
Mutluluğun inandırıcı olmayan silueti.
Seken kurşunlardan çaldım ben bu şiiri
Ölümden kurtardım
Bastım bağrıma
Terbiye olduğum cihanda
Derviş misali dönendim içimdeki eksende
Kâh bir semazen
Kâh sitemleri tövbeye bulayan bir nefer
Aykırı olsa bile hislerim
Sevgide asla tutumlu değilim.
Bir sancıyı dillendirebilirim mesela:
Ömrü yalayan şiirlere küserim sonra ve gelir gerisi.
Şehri öldürebilirim düşlerimde
Efsuni düşlerime alıntılar gizlerim
Kalıntılarında dünün
Ben ki aşkın mimarı bir şiirde
Boydan boya yatabilirim
Kendimce şehla bir bakışta;
Hakkaniyet adına
Yana yakıla savurduğum nidalarda
Çalıntı bir sevinci alırım mahremime.
Matemimi demlendirip
Metazori bir öğe olurum yazmadığım hangi
Dil ise.
Garipsenen fıtratım
Oysaki ben sadece bir oyuncağım:
İçimdeki seyis
Çapalarken aklımı
Kör kütük sarhoş olduğum içmediğim dehlizlerde
İçin için dertlenirim
Sezdirmeden kimseye:
Kimselerin nezdinde
Hiçliğimi sonlandırırım aklım sıra.
Hâsıl olan değil
Kayıp nirengi noktası.
Yalan da değil hani:
Ne şair olduğum ne yalandan tutuştuğum.
Kundaklanan hep mi duygularım?
Kuytularda gezinen öznemi gizlemeden
Emir kiplerine düşen yolunda
Şiirle izdivacım nasıl ki;
Aşkın dilinde bir rahle
Soyarım tüm düşlerimi
Varsıl bir gölgede büyütürüm dertlerimi
Dahası da var:
Misal:
Büyümeyi ben dilemedim.
Gözümde büyüttüğüm kimseden de
Dilenmedim ne sevgiyi ne merhameti
Tek muhatabım:
Önce Allah sonra evren
Kimsesizliğin kayıtlarında
Asla da geçmeyecekken ad’ım
Sondan başa adımladığım hangi köprü ise
Mahşerde yanmadan önce.
5.0
100% (20)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.