15
Yorum
64
Beğeni
0,0
Puan
4115
Okunma
Sana müptelâyım,derde giriftâr
Hasret orucunda visâlin iftâr
Gayrıya âmâyım,rûy-i zemin târ
Âsumândan yıldız ağsa ne olur
İftirâkın kara bağrım kavursun
Gurbet sillesini bin defa vursun
Gam değil, ağuyu ellerinle sun
İkbâlim bahtıma doğsa ne olur
Mekânı olsa da bir kuru hasır
Âşık mâşûkuyla yaşar bir asır
Dile gelmez söze sığmaz bunca sır
Ömrüme hüzünler yığsa ne olur
Ahvâlim nâmına verirse hasar
Divanen kendini eliyle asar
Ecelim gelmeden sen gelipte sar
Yokluğun mücrimi boğsa ne olur
Bahâsızken sunduğun o hediye
Üzülme bir kalbe girmedim diye
Gönül sarayıma sen oldun iye
İstikbâlim elem sağsa ne olur
Mülteci sevdâma çıkmaz oturum
Hayat kulvarında şimdi son turum
Hâlime gülerse müslüman ,urum
Şu başıma taşlar yağsa ne olur
Ben giderim,sende senle kalasın
Bu fânî dünyada murad alasın
Ölüm fermanımı boynuma asın
Sinem harâb olmuş bağsa ne olur
Kalemim kırıldı ipim çekildi
Mazi tarlasına eyvah ekildi
Ezelde aslımız bir avuç kildi
Günahi sadrına sığsa ne olur
Günâhi Ahmet İslamoğlu
Müptelâ:Bağımlı, düşkün.
Giriftâr :Tutulmuş. Yakalanmış
Rûy-i zemin:yer yüzü
Târ:Karanlık
İftirâk: Ayrılmak, dağılmak. Hicran.
Mücrim:Günahkâr, suçlu. Cürüm ve kabahat işlemiş olan.
İye:Sâhip, Mâlik
Sadr:Kalb, göğüs,
Not:Bundan önceki son iki şiirde olduğu gibi bu şiirde de örgülü tunç kafiye kullanılmıştır.Bu türün özelliği bir alttaki kafiye bir üstteki kafiyenin içinde yer almaktadır.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.