1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
951
Okunma
Karanlık şehre çöktüğünde
Nasırlı bir ömrün haykırışları
Suyun aksinde parıldar.
Gökyüzünü tutkalla tutuştururum o vakit
Ve salıp hırçın çocukluğumu dikenlerin içine
Böğürtlen toplarım.
Çeşmelerden kan akarken ulu orta
Yollar kıvrılıp durur hüsrana
Vuslat türküleri okur sevdalılar.
Gülüşüm yankılanır dağlarda
Kaçak çayın kokusuna koşar bir tavşan
Yumuşak karnında toprağın
Cilveleşir papatyalar.
Üşür bir yanımız
Kemendi geçirirken cellât geceler
Hasret tütsülenir sigaranın dumanında
Ve takılır gözlerim sonsuzluğun ufkuna.
İşte o vakit
Gözlerimden dökülen her damla da
Bir bir eksilir varlığım
Sokulup karanlığın bağrına
Öylece kalırım çaresiz.
Göğsüm
Bir devrimcinin yüreği gibi yorgun
Umudum sararmış bir takvim yaprağı gibi
Sallanıp duruyor boşlukta.
Fakat
And olsun ki
Bir gün öldüreceğim
Yüreğimi zapt eden faşisti.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.