2
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1345
Okunma

İçimde bilmediğim aynı zamanda da istemediğim,
Tüm doğan mutluluk, hüzün, korku misali duygularımdan beslenen,
Beyazlık sanki bitmiş karanlık sanki hiç bitmemiş,
Teklif-i kabul kelamını istesem duymak,
Ne ihtiyaç o vakit kalırdı antlaşmaya bir tefehhüm katmak,
Beni düşünmeye sevk meraktan, merak hiç düşünür mü? Onu bana sevk ettirenin gönül-ü nihayetini,
Bir gonca gül nihayetimde hediyem güzelliğide niyetim olsun isterim onca arzumun arasından,
Gönül-ü’nü altın kadehten şarap içerek hoşnutlandırırken benim halim ne hal, ne hüsran,
Havada yavaşça süzülüp daha sonrada yeri süsleyen o pembe yapraklar,
Zaafıma karşı beslediğim, bir türlü ulaşamadığım o sonsuz doyum noktası,
Gözlerimin dolmasına sebep, dalgaların savrulduğu gibi rüzgarında o kokuyu üzerime savurması,
Bunlar mıdır? İçimdeki karanlıkta beyazın görünüp dahada saçılmasına yol açan,
Yoksa verilen bu güzel hissiyat, tekrar doğan bu güzel duygular değil midir? Delalet, birbirimize karşı yürüyor olmamızdan...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.