2
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1305
Okunma

İçimde bilmediğim aynı zamanda da istemediğim,
Tüm doğan mutluluk, hüzün, korku misali duygularımdan beslenen,
Beyazlık sanki bitmiş karanlık sanki hiç bitmemiş,
Teklif-i kabul kelamını istesem duymak,
Ne ihtiyaç o vakit kalırdı antlaşmaya bir tefehhüm katmak,
Beni düşünmeye sevk meraktan, merak hiç düşünür mü? Onu bana sevk ettirenin gönül-ü nihayetini,
Bir gonca gül nihayetimde hediyem güzelliğide niyetim olsun isterim onca arzumun arasından,
Gönül-ü’nü altın kadehten şarap içerek hoşnutlandırırken benim halim ne hal, ne hüsran,
Havada yavaşça süzülüp daha sonrada yeri süsleyen o pembe yapraklar,
Zaafıma karşı beslediğim, bir türlü ulaşamadığım o sonsuz doyum noktası,
Gözlerimin dolmasına sebep, dalgaların savrulduğu gibi rüzgarında o kokuyu üzerime savurması,
Bunlar mıdır? İçimdeki karanlıkta beyazın görünüp dahada saçılmasına yol açan,
Yoksa verilen bu güzel hissiyat, tekrar doğan bu güzel duygular değil midir? Delalet, birbirimize karşı yürüyor olmamızdan...