5
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
958
Okunma

henüz
çatlamamış bir nüveydi
suyun sunmadığı
toprağın kavrayamadığı
bir kün öncesiydi sessizliğin
bir yalnızlığın anatomisi
bir zemin senfonisiydi
yontulmuş ömrünün son kalanı
yakasına takılan bir ödünç nişanı
kendisinin gün ağrısı
önünde diz çöküp ağladığıydı
kaç kelepçenin karasıyla yıkadı ellerini
kangren yanıydı şafağın
alnından öperek uyanamadığı
kıyasıya kaybettiği savaşın
en müstakbel sanrısı
içindeki bedevi yangını hiç bilmedi
içinden kör bir kar kervanı geçti
bütün sıfatlarının yok sayıldığı
derbeder bir cümleydi şimdi zamanın önsözünde
bol dramlı virgül silsilesinden geçti
hiç anlatılmamıştı
hiç anlaşılmamıştı sanki
hiç yaşamamış hiç yaşanmamıştı
doğumundan başka
hiçbir rüyası olmayan
tekil bir düşün artığıydı
ne acısını filizledi
ne de kokusunu değiştirdi
hiçbir iz bırakmadan çekip gitti
,
,
_boran