0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
907
Okunma
eşkali belirsiz bir sevdayı
ömrüme katarak özledim
dört mevsim yağmur altında kaldım
yüz yıllarca fırtınada
ama güneşi bekler gibi bekledim seni
sen bir güz kadar yaprak dökmüştün içimde
ve seni içimin dağınıklığında toparlarken ben
bir adım ilerler gibi sevdim seni
sonra benim öldüğüm kadar ölü bir toprağa sarıyorlar beni
sensiz kaldığım her gün
sensiz aldığım her nefes
sensiz uyuduğum her gece
her saat
her saniye
seni kuruyan tenime sarar gibi seviyorum
tanrının sesimi duymadığı yerdeyim
cehennem kadar günahım ben
ve öldüğüm yerden sarılıyorum sana
özlediğim sevdanın elini tutar gibi
oysa siyahım ben
beyaza saklanmış umutların içinde kalmışım
bazen kendimden uzakta yaşıyorum
bazende kendime yasaklanmış bir çiçek kadar özlüyorum seni
ama renklerin içinde bir mevsimi saklar gibi
bir yağmurun altında ellerini tutar gibi seviyorum seni
ve sabahın göğsüne uyanmak isterdim seninle
yarı çıplak umutlarıma yakamoz düşerdi
zamansız yağan yağmurlara öfkelenip
gecelere şiirler serpmek isterdim
sonra yürürken sensizliği içimde
içimden sensizliği atıp
seninle turuncu bir gök altında
kirpiklerinden öper gibi seni sevmek isterdim
kaç gece sensiz sabahladım
kaç gece sesimde sesini aradım
kaç gece tenimde parmak izlerini
göğsümde saçlarını
elimde kokunu
yüreğimde seni
sonra seni özlediğim kadar seviyorum seni
seni anlatmaya lugatımın yetmediği bir gecede vuruluyorum
suskunum, sessizim, sensizim
bilmiyorsun ama
acılarım kanarken ben
seni kanıma karışır gibi seviyorum
ibrahim dalkılıç
11/09/2017
22:55 izmir
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.