0
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
597
Okunma
kızıl bir karanfilin dalına tutunan
kanayan bir yaraydı
ruhuma dolanan yokluğun
dudağımda dili lal bir aşkın izleri
en namert pusular kuruluyor göğsümün sol yanına
ve en hain terk edilişlerin ardında kalıyorum
sonra namussuz biz zamanda
karanlığa kalan bir yağmur damlasını
gecenin en karanlık saatlerinde içimde ağırlıyordum
sonra dök içini döke bildiğin kadar
bir ülkenin bütün bulutlarını içime boşaltıyordu gece
içimden nefesimle adına dokunuyordum
güneşini yitirmiş bir gün kadar çaresizdim
ne zaman dokunsa bir türkü acılarıma
bir yaprak dalından düşüyordu
içim darmadağın
içim paramparça
içim kurak bir çöl
son cinayetini işler gibi damarlarım
ağıt yakılan bir coğrafyanın
kuş seslerine karışıyordu
nasıl yaşamdan kopuyorduk
nasıl içimdeki sevincin düşüşüne tanık olmaktı bu
sonra maviye çalan her bulutu griye boyadılar
sesime değen sesine hasret kaldım
bir savaşın ortasında özgürlüğü aradım
seni aradım, kurak bir çölün ortasında
göz pınarlarımda ardından kalan bir hüzün
lanetlenmiş bir sevdayım ben
bir yokluğa canımı adadım
bir yaprak dalından düşüyordu
düştüğü toprağa hasret kaldım
ibrahim dalkılıç
02/03/2017
22:55 izmir
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.