1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
891
Okunma
sen gidiyordun
ben yine senden yoksun kalıyordum
bu karanlık
bu köhne şehirde
soğuk bir özlem içimi kundaklıyor yine
barikatlar kalbimin etrafına kurulmuş sanki
ve cesedine sarılan bir tabutta bekliyorum seni
soğuk bir kurşun kadar üşüyorum
kalbimde binlerce cevapsız sorular
binlerce sahipsiz sevda
binlerce sen varken
sen gidiyordun
ben yine sensiz ayazlarda kalıyordum
boğulur gibiyim
yüreğimin tek gerçeği olarak kalıyordun içimde
ama içimde yaşadığından haberin yoktu
ayak seslerini duyar gibiyim
gitme diyemiyorum
git de diyemiyorum
yas tutar gibiyim
matem yeri gibi sessiz dilim
ve acımasız
ve öfkeli
ve bir pencere aralığında
seni bekliyorum
oysa en çok seni sevmiştim
en çok senin için yaşadım
en çok senin özlemini kurdum
önce seni bir şiire yazdım
sonra şiiri sana yazdım
sonra bütün şiirlerde sen
bütün özlemlerde sen
bütün acılarda sen vardın
ve hunharca bir rüzgar
hunharca bir yağmur
hunharca bir mevsimsizlik
üstüme düş’müştü
nasıl bir günah işledim bilmiyorum
nasıl bir günahtı bu
sevmek nasıl bir günahtı
özlemek nasıl bir günahtı
beklemek
toprağa cemre düşer gibi
sinemde bir çocuk öksüz kalıyordu
sen gidiyordun
ben içimde üşüyen bir çocuğa sarılıyordum
sonra sana gitme diyemiyordum
kal da diyemiyordum
yüreğimin üstünde
bir acıyı susturur gibi
titreyen parmaklarımla susturuyordum
ibrahim dalkılıç
16/01/2017 izmir
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.