7
Yorum
18
Beğeni
0,0
Puan
2282
Okunma

Maziyi sele verip de, kara günleri unutup
Ne çok geldik yalın ayak, hayalde ki bir uç için,
Bir yudum sevgiye kanıp, gönlümüzün pazarından
Ne çok aldık hesapsızca inci boncuk bir taç için.
Hatır, gönül bilmezlere ne söylesen yoktur çare
Kutsal bildik davamızı yürek oldu pare pare
Ahde vefa umar iken çaldı bizi yerden yere
Ne çok daldık kahırlara olur olmaz bir öç için.
Bu nasıl düzen arkadaş gözü doymazlar la dolmuş
Haram helal düşünmeden bir yerine bin bir almış
Yamalı yüreğimize zehirli bir akrep salmış
Ne çok kaldık karanlıkta zerre miskal bir güç için.
Doymak bilmez eşkiyanın haince kurt sofrasında
Adap bilmez edepsizin şımarıkça tafrasında
Nefis kölesi iblisin riya dolu narasında
Ne çok sildik sevgimizi umarsızca bir suç için.
Reva mıdır bunca elem? Dilde figan gönülde yas
İlmek olmuş boynumuza keder zincirinden bir süs
Vuslat pınarı ararken yolumuzu kesmiş sis pus
Ne çok solduk ruhumuzda pula değmez bir hınç için.
Yarı aç yarı tok kalıp ekmeği tuza banarak
Dünyanın kirli çarkında her şerri hayır sanarak
Köşelerde lal_i sükut kor alev gibi yanarak
Ne çok böldük rızkımızı yudum, yudum bir aç için.
Bu bize bir sınav dedik yaramıza tuz basarak
Sarıldık taşa, toprağa umudu göğe asarak
Sabır, ihsan, tefekkürle hırsın ipini keserek
Ne çok öldük tenhalarda koskocaman bir hiç için.
Kupkuru yapraklar gibi sağa sola savrulurken
Vuslatın yandığı od da ihanetle kavrulurken
Hayasızın eleğinde bulgur gibi çevrilirken
Ne çok yıldık kuytularda çoluk çocuk bir göç için.
Yüksel Beyocaktan 28.08.2016
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.