22
Yorum
52
Beğeni
5,0
Puan
2243
Okunma

"ruhumun dilsiz mutluluğuydu oysaki ey aşk
bütün bizli imgeleri masumiyetin ateşine gömdüm"
...
Ey Aşk
yüksekleri sevdim hep
uçurum kenarlarını, kale duvarlarını, ağaç tepelerini, köprü başlarını
birde kimse erişemesin diye
üç kere kaderime d’okunan
en yükseğe koyduğum
öpmeye bile kıyamadığım
babam yüreğini
Ahhhh Aşk
yüksekleri çok sevdim hep
senle aramdaki mesafeler siliniyordu sanki
kelebek bedenimle haykırıyordum
delice "seni ne çok sevdiğimi"
yükseklerdeydi çocukluğumun en bahtiyar uçurtmaları
yükseklerde bir yerdeydin sen Aşk
ve yükseklerde bir yerden
arşipel bir gülümseme gönderiyordu babam
işte o an
yüreğime takılan kocaman gözyaşı
üç kez sevinçten takla atıyordu
pastamızı bölüştüğümüz alaca güvercinle
Yüksekler benimdi hep
saçlarım olabildiğince özgürdü orada
kırlangıçlarla bile üç kez konuştum Aşk
seni anlattılar bana
seni
yaşadığın yeri
o parkı
o tren istasyonunu
o otobüs durağını
yürüdüğün kaldırım taşlarını
Ellerini, gözlerini, yüreğini , ruhunu
bana adadığını söylediler usulca
sonra yetimliğinden ve öksüzlüğünden bahsettiler
üç kez semaha durup
üç kez onu çok sev dediler
çok sev
Hadi Aşk
tut ellerimin senli gülüşlerinden
bırak gözlerini gözlerimin melodisine
sadece sadâkatin ninnisini dinle...
Nagihan ERGÜL
5.0
100% (41)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.