17
Yorum
39
Beğeni
0,0
Puan
2828
Okunma

yüreğimiz ağzımızda
yirmişer ellişer ölüyoruz dışarda
keşke içimizdeki kemiklere de sorsaydınız
hiçbiri kaynak tutmamıştı daha
duvara mıhlanmışken sabit yüzümüz
sıska vücutlu iki çift mandalla
bir demet gül tutturdum
incecik dal gibi kırılgan boynuna
bağışla beni gülüm bağışla!
kusuruma bakma
utanmadan soruyorum hâlâ
-nasılsın? güneş doğuyor mu sizin orada?
fosforlu hüznüm
başıboş bulunduğunda
aldırma gülüm aldırma!
bundan böyle başım önümde
makbul vatandaş rolümle
acılar etkisiz hale getirilene dek
düşlerime sakıncalı kişi olarak
bir süre evimde devam edeceğim
alınmazsan sevinirim güzelim
ağıtlarla yeni cilalanmış göğsüme
isabet eden şu şarapnel parçasını
az önce ödünç aldım Jiyan’dan
kanlı elinle oyup durma boşuna
kaç gündür süngülüyüz bodrumda
boş ver unut bizi gitsin!
hani nerde?
-liberté...égalité...fraternité!
bas bas bağırıyordu insanlar Paris’te
memlekette evler boşaltılınca
balistik incelemeye alınan siyah zülüflerini
hurdacılar gelip süpürür mü
o toz dumanın arasından
Tanrı da biliyor ki
üç çocuk annesi
şirin mi şirin
kendi halinde bir kadındı Şirin
az kaldı dayan yüreğim dayan!
hayat memat dinleme
bombalar patlarken peşi sıra
sen saçlarını ör getir yine
gerdanına dökülen kanı silerim ben
merak etme gülüm!
merak etme!
m.g
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.