Bazen sözle, bazen gözle vurur insanı.
İftiralarla, davranışlarla,
Yüzüne baka baka utanmadan…
Bazen de çatal dilini dolar çevrene.
...
Devamını oku »
Merakla bekleyen arkadaşları hemen etrafını sardı. Kerem gülümseyerek, “Aslı, yüzün gülüyor; hayırdır?” diye sordu. Pınar da espri yaparak, “Herhâlde ikramiye aldı,” dedi. Aslı dayanamadı, gülerek, “Yok ya arkadaşlar… Ben de fotoğraf projesine katılıyorum. Ebru Hanım öyle istedi,” dedi.
Kerem’le Pınar bu habere en az Aslı kadar sevindiler. Çünkü düzen değişecekti; onlar ocağın başına geçecek, yeni gelen personeller garsonluk yapacaktı. Yani iş bölümü daha dengeli olacak, herkes kendi alanında rahatlayacaktı. Bu yeni düzenle birlikte çay bahçesindeki heyecan bir kez daha tazelendi; herkes bu gelişmeden mutlu olmuştu.
Ve artık her şey yavaş yavaş düzene giriyordu. İş bölümü oturmuş, herkes yerini bulmuştu. Tugtekin’in de işi bir nebze hafiflemişti. Kısa bir boşluk yakaladığında telefonuna baktı ve Aslı’nın mesajını gördü. Hafifçe gülümsedi. Hemen cevap yazdı: “Çıkışta bir yerde oturur, konuşuruz.”
Aslı telefonunun titremesiyle mesajı okudu. İçinde tarif edemediği bir heyecan vardı. Kısa ve sakin bir cevap yazdı: “Tamam, olur.”
Günün geri kalanında ikisi de işlerine devam etti ama akıllarının bir köşesinde akşam yapılacak o konuşma vardı. Sanki sadece proje değil, başka bir şey de şekillenmeye başlıyordu; henüz adı konmamış, ama hissi yavaş yavaş büyüyen bir şey…
...
Devamını oku »
Islak bir sessizlikle,
Ve her yaprak,
Bir hatıra gibi titredi.
Kelebeğim,
...
Devamını oku »
Bir âşık üslubuyla, sazın tellerinden dökülen sır...
Gece yarısı vurur sazımın teli,
Sordum dağlara, sordum boz bulanık sulara:
"Hak'tan gelen nefha mıdır bu yüreğe düşen?
...
Devamını oku »
Orucu kendime farz kıldım
Çocukken öğrendim yaşlanınca bildim
Bahçede gül toplamak kolay sandım
Sabah ezanıyna dur der Allah
...
Devamını oku »
Gözlerimi kapattım, senin hayalinle uyandım,
Kalbim hâlâ senin adını fısıldıyor gecede.
Her adımım kırık ve tatlı bir melodi gibi,
Sanki uzaklardan gelen bir şarkı
...
Devamını oku »
Kar ne kadar çok insana benziyor değil mi,
üstü bembeyaz, altı çamur,
bir ayazın içinde suskun bir tövbe gibi yağar şehrin omuzlarına.
Sokak lambaları altında parlayan her tanesi
bir günahın üstüne örtülmüş merhamet çarşafı sanki.
...
Devamını oku »
Hadisenin ta kendisi iken insan
Sözcüklerse yüreğin hicreti
Ve yürekten içine çektiği her hadisi
Bahşeden Rabbine dönük iken de yüzü ve ruhu
...
Devamını oku »
tam da düşüyorken bir yaprağım yere
damarlarımı kaybettiğimi düşün
...
Devamını oku »
Aslı, “Ne konuşacağız acaba?” diye içinden geçirerek kısa bir tereddüt yaşadı. Merakı yüzüne yansımıştı ama yine de saygılı bir gülümsemeyle başını salladı. “Peki Ebru Hanım,” diyerek sözünü tamamladı. Odaya girmeden önce üzerini düzeltti, derin bir nefes alıp kapıyı nazikçe çaldı. İçeriden gelen “Gel Aslı,” sesiyle kapıyı açtı. Ebru Hanım gülümseyerek, “Otur,” dedi ve konuşmaya başladı: “Seninle yeni proje hakkında konuşmak istiyorum.” Ardından yumuşak bir tonla devam etti: “Bunu Tugtekin’e yardımcı olmak, yani bir alt seviye gibi algılama… Daha çok iş yükünü paylaşmak olarak düşünebiliriz. Fotoğraf standında onunla birlikte çalışmanı istiyorum. Seni bu görev için düşünüyorum, ne dersin?”
Aslı kısa bir an düşündü, sonra kararlı bir sesle konuştu: “Reddetmek olmaz… Siz uygun gördüyseniz ben elimden gelen gayreti gösteririm, Ebru Hanım,” dedi. Sözleri hem saygı hem de içinde büyüyen yeni bir başlangıcın izlerini taşıyordu. Ebru Hanım memnuniyetle başını sallarken, odanın içinde yeni bir başlangıcın sessiz ama güçlü heyecanı hissediliyordu.
...
Devamını oku »