Kendi geleceğimizi kendimiz hazırlar, sonra da kader deriz. disraeli
brahim
brahim

Şimdi'nin Gücü "Mülakat"

Yorum

Şimdi'nin Gücü "Mülakat"

1

Yorum

7

Beğeni

0,0

Puan

107

Okunma

Şimdi'nin Gücü "Mülakat"

İki yol vardı.

İlki çoğunluğun yürüdüğü, kalabalıkların arasında kaybolabileceğin ve ortalama seksen yıl olan ömrünü refah içinde sürdürebileceğin bir yaşam biçimi.

İkincisi ise gül sırtında dikenli bir yokuş, ortalama sekiz milyar yaşında bir dünya için kendi ömrünün lafını bile etmeyeceğin o muazzam yolculuk.

Aslında bakarsanız.. "tereddüt etmedim" diyemem lakin öğreneceklerimin gecikmişliğiyle de olsa o ân geldiğinde gerekeni yapacaktım.

Üniversiteyi iyi bir dereceyle bitirmiş, formasyonumu almış, gerekli sınavları da başarı ile tamamlamıştım. O gün de işte sonunda o çok özendiğim kolejde öğretmenlik için mülakata çağrılmıştım.

Girişte ufak bir diksiyon sınavına tâbi tutulduktan sonra kılık kıyafet, boy kilo oranım dahil tüm fiziki özelliklerimi inceledikleri, entellektüel, modernlik vs.. tamamen dış kabuğumu sorguladıkları bir aşamadan sonra ikinci kata yönlendiriliyorum.

Dersinizin en sevdiğiniz konusu sorusuna "Açılar" diye en kolay seçimi yapmaktansa aslında en sevmediğim o "Katı Cisimler" konusunu örnek vererek özgüvenimi tazeliyorum. Az sonra kendimi karatahtada iki matematik öğretmenine hacim hesabı yaparken buluyorum.

Üçüncü kata yönlendirildiğimde o cam kapıdan içeriye girerken karşımda yerinden doğrulup güleryüzle elimi sıkarak "hoşgeldiniz" diyen o güzel kadına "burası kaç katlı acaba" diyerek ortamın havasını yumuşatıyorum.

- Ne içersiniz?
- Türk kahvesi. Az şekerli lütfen..

(Şaşırmıştı ama yine de belli etmemeye çalıştı)

O ân bir fark yaratmaya çalıştığıma ve en azından kahve bitimine kadar zaman kazanacağımı düşündüğüne eminim. Oysa ben çok başka bir düşüncedeydim.

- Neden bizim kolej?
- Marka seviyorum.

(Gülümsüyordu)

- Ceketiniz gibi mi!
- Hmm.. Işıkta renk değiştiriyor, onu kastettiniz galiba. Şıklığı da seviyorum diyelim.
- Bugüne özel değil yani?
- Yoo, bugün özel bir planım yok.

(Burda aslında siz birşeysiniz ama herşey değilsiniz demek istemiştim)

- Kendinizi beş yıl sonra nerede görüyorsunuz?
- Kendimi onbeş yıl sonra da öğretmen olarak görüyorum. Sonuçta ben tüccar değilim.

vs.. soru cevaplardan sonra kahvenin o son yudumunda karşımda keyifli bir kadın duruyordu.

- Sizi memnuniyetle son aşamaya uğurluyorum. "Hayırlı uğurlu olsun"

Dördüncü ve o son katta kapısında "koordinatör .." yazan bir odaya yönlendirildim.

Hatrı sayılır derecede yakışıklı ve fit görünümlü bu genç adam belki ki benim yaşlarımdaydı. Ayağa kalkma nezaketini göstermemesi dışında pek bir olumsuzluk görünmüyordu.

- Buyrun lütfen..

Henüz yeni oturmuştum ki..

- İlgili evraklarınızı tamamlayın, ders araç gereçlerini de size verecekler, pazartesi günü başlarsınız. İlk başta sizi son sınıflardan (yani daha başarısız olan öğrencilerin sınıflarından bahsediyor) başlatacağız. Sonrasında durumunuza göre bakarız.

- Peki ne maaş alacağım?

Birden kahkahalarla gülmeye başladı. Hatta bu yaklaşık bir dakika kadar sürdü. Sabırla bekledim. Sonunda..

- Siz nerede bulunduğunuzun farkında mısınız beyefendi! Biz o konuda en iyisiyiz..

Şimdi..
Şimdi..
Şimdi..

İçimdeki o sese kulak verdim.

Ayağa kaltım..

- Teşekkürler beyefendi. Ben istemiyorum.
- Anlamadım!

(Donakalmıştı)

- Vazgeçtim!

"Vazgeçtim" dedim demesine ya.. daha iyi bir alternatifim olmadığı gibi hayalini kurduğum o kolejin koridorlarının kokusunu bile bir ömür özleyeceğimi de adım gibi biliyordum. Yine de itibarımın olmadığı bir yerde kimseye eğitim öğretim vs.. hiçbirşey veremezdim.

Vedalaşırcasına koordinatörün önündeki kalemlikteki o dolma kalemi elime alıp oynamaya başladım.

- Büyük saygısızlık bu yaptığım değil mi! Sizin özel alanınızdan bir eşyayı size sormadan aldım.

Sonra kalemi yerine koydum ve son sözümü söyledim.

- Sizin de yaptığınız bu işte! Özel alanımın içerisinde hiçbiriniz bana hiçbirşey sormadınız. Ne istediğimi, ne beklediğimi..

İnsan sahip olamadığının esiridir. Ben de o ân o esaretimin bedelini ödüyordum. Çok istediğim birşeyden kendimden veremeyeceklerim sebebiyle vazgeçiyordum.

Tam o sırada korrdinatör garip bir şekilde alkış tutmaya başladı, yerinden kalkıp bana doğru yürüdü ve bir elimi sıkarak, bir eliyle de omzuma dokunarak "aramıza hoşgeldin hocam, bu son mülakattı" dedi.

Korrdinatör okulun sahibinin oğluymuş..

İlk öğretmenlik günümde sınıfa girdim ve daha kendimi tanıtmadan konuşmaya başladım.

- Sizin için kolejin en başarısız sınıfı diyorlar. Matematik herşeydir. Matematik bilmeyen hayatta hiçbir işte başarılı olamaz vs.. konuştum durdum. Kimseden çıt çıkmıyordu. Oysa az sonra bir kız çocuğu söz alacaktı.

- Birşey çokşey olabilir ama herşey olamaz hocam. Belki bizim başka konularda yeteneğimiz vardır. Belki biz istemiyoruzdur Matematik öğrenmeyi..

(Güldüm -çünkü bu kız çocuğunun az önce kendisine iç sesiyle şimdi.. şimdi.. şimdi.. diye seslendiğini adım gibi biliyordum)

İşte çocuklar, ilk dersimiz de işte tam olarak bu. İki yol var. Birincisinde herşeyi olduğu gibi kabullenerek konfor içerisinde yaşamak. İkincisi ise kimsenin oturup dinlemeden sizi yargılamasına izin vermemek. İçinizden ne zaman "şimdi" diye kendinize seslenirseniz işte o ân içinde bulunacağınız durumun doğurabileceği sonuçları düşünmeden hareket etmek.

Ben ikincisini seçtim. Seçim sizin..

Bu yolda idealleriniz uğrunda belki çok şey kaybedebilirsiniz lâkin kazanacaklarınızın yanında lafı bile olmaz!



Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şimdi'nin gücü "mülakat" Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Şimdi'nin gücü "mülakat" yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Şimdi'nin Gücü "Mülakat" yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Hikmet-Metin
Hikmet-Metin, @hikmet-metin
5.8.2026 12:10:28
Sürükleyici anlatımıyla yalnızca bir mülakat hikâyesi değil, insanın kendine, değerlerine ve onuruna sahip çıkmasının da hikâyesini okuttunuz. "Şimdi..." diyerek insanın iç sesini dinlediği o an, metnin en güçlü kırılma noktası olmuş. Finalde verilen mesaj ise çok kıymetli: Bazen en büyük kazanç, vazgeçmeyi göze alabilecek kadar kendin olabilmektir. Düşündüren, ilham veren ve özgüven aşılayan bu anlamlı kaleminizi gönülden kutluyor, emeğinize ve yüreğinize sağlık diliyorum. Saygılarımla.

Hikmet-Metin tarafından 5.8.2026 13:59:41 zamanında düzenlenmiştir.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL