4
Yorum
12
Beğeni
0,0
Puan
381
Okunma

Biz örgülü saçlı kadınla tam kapıdan
Çıkacakken, vedat komiser’in gür sesi
Karakolun duvarlarında yankılandı
Ve herkesi olduğu yere tekrar çiviledi
Durun bakalım ahali siz nereye!" diye bağırdı
Vedat komiser, masaya vurarak
Sonra bakışlarını şevket’e çevirdi
"Evet cemaat, kaptanın işi tamam
Şimdi söyleyin bakalım,
Şevket’ten kim şikayetçi?"
İlk olarak o zamana kadar arkada bekleyen
Piri fani hacı amca
Bastonunu sallayarak fırladı
"Ben şikayetçiyim komiserim!
Bu hain, minibüsün içindeki o kargaşada
Benim cüzdanımı çalacaktı, bizzat hissettim!"
Vedat komiser gözlerini kısıp sordu:
"Gördün mü gözünle? şahidin var mı amca?"
Hacı amca kem küm edip,
"Şey... yok ama..." deyince."
Komiser lafı yapıştırdı:
"O zaman şikayetin geçersiz!
Hemen ardından o pır pırlı etekli kadın
Çığlığı basarak öne atıldı:
"Ben şikayetçiyim komiserim!
Bu çocuk benim mahremime baktı!"
Şevket korkudan titreyerek hemen
Savunmaya geçti;
"Vallahi
Yemin ederim kasıtlı değildi komiserim
Minibüsün içinde o büyük kavga çıkıp ahali
Beni döverken, daha çok vurmasınlar diye
Korkudan yolcu koltuğunun altına saklandım
Kargaşa bitip kafamı saklandığım yerden
Çıkarırken, tesadüf bu ya, tam da
Hanımefendinin eteğinin altına denk geldi
Kafam! yoksa niyetim kötü değildi!"
Şevket’in bu acıklı halini gören diğer
Kadınlar da sırayla bağırmaya başladı:
Sarı saçlı kadın yalan söylüyor, kesin o yaptı!"
Şevket: "ben yapmadım!"
Esmer kadın: "benim de kalçamı elledi bu!"
Şevket: "yemin billah ben yapmadım!"
Ahalinin iyice coştuğunu gören
Maruf bıyıklı adam
Bıyıklarını burarak devreye girdi:
"Bıraksın bu ayakları komiserim!
Geçen gün mahalledeki o masum kediye
Tekme atan da buydu kesin!"
Şevket: "O da ben değilim abi, valla değilim!"
Maruf bıyıklı adam: "o zaman söyle bakalım
Geçen hafta cami yardım sandığını ve
Muhtarın kasasını kim soydu?"
Şevket ağlamaklı bir sesle:
"Onu da ben yapmadım
Komiserim, diye feryat etti!"
Şevket’in bu feryat figan savunmaları
Karakolun duvarlarında yankılanırken,
Kalabalığın arasından o zamana kadar
Köşede sinsice etrafı süzerek bekleyen,
Gözleri uykusuzluktan ve
Binbir türlü maddeden faltaşı gibi açılmış
Gözlüklü müptezel tip öne fırladı
Kirli sakalını kaşıyarak,
Sanki mahallenin namus bekçisi kendisiymiş
Gibi şevket’e doğru parmağını uzattı
Ben de şikayetçiyim komiserim,
Hem de en ağırından!" diye bağırdı!"
"Peki bizim mahallenin
O karanlık sokaklarında, geceleri çaresizce
Evine giden, yalnız ve masum kadınları
Köşelerde sıkıştırıp sıkıştırıp kaçan sapık
Sen değil misin ulan?!
Kaç kere gördüm seni!
Bak, üzerindeki gömlek çizgili;
O kadını sıkıştıran herifin
Üzerindeki gömlek de mavi çizgiliydi!
Yakaladım seni!"
Bu arada şevket..
Yok komiserim, valla billa o da ben değilim!
Ben hayatımda hiçbir kadını sıkıştırmadım,
Benim namusum şerefim var!" diye kükredi
Sonra heyecanla üzerindeki gömleğin
Yakasını çekiştirerek devam etti:
"Hem ben bu gömleği daha iki gün önce,
Salı pazarındaki o tezgahın arkasından
’Defolu’ diye ucuza, üç kuruşa aldım
Komiserim! bakın, şurasında dikiş hatası var,
Burası sökük! o sapık kimse gidin onu bulun,
Benim çizgili gömleğimin günahı ne?!"
Tam karakol yeniden karışacakken,
Arkalardan sessizce izleyen üniversiteli kız
Elini kaldırıp öne doğru yürüdü:
"Durun! herkes haksız yere bu çocuğun
Üstüne gidiyor!" dedi üniversiteli kız
Sonra karakolun ışığı altında
Gözlerini kısarak, kendinden emin bir
Şekilde anlatmaya başladı:
"Ben minibüsün içindeki o kargaşanın,
Olayların hepsini saniye saniye gördüm!
Mesela şu sarı saçlı ablanın kalçasına
Şevket abi bilerek, kasten dokunmadı!
Ben o anı kendi iki gözümle izledim!
Bizim minibüs o koca belediye otobüsüne
Arkadan çarpmamak için aniden,
Öyle acı bir fren yaptı ki içeride
Adeta yer çekimi bile şaştı!
Herkes bir yana savrulurken mecburen,
Şevket abi de can havliyle düşmemek için
Dengesini bulmaya çalıştı
İşte tam o esnada eli, tamamen kazara
Ablanın kalçasına denk geldi!
Onda zerre kadar art niyet yoktu!
Ama asıl namussuzluk başkaydı komiserim!
Ahali yanlış kişiyi taşlıyor sabahtan beri!
O kargaşada esmer ablanın kalçasına
Fırsat bu fırsat deyip pis elleriyle dokunan,
Sonra da o arbedeyi fırsat bilip
Hacı amcanın cüzdanını çalmak isteyip de
Son anda elinden kaçırıp beceremeyen kişi
İşte tam şu köşede sinsi sinsi bekleyen
Kır saçlı adamın ta kendisidir!"
Bütün gözler bir anda,
Karakolun o soğuk duvarına sinmiş,
Göz temasından kaçan kır saçlı adama döndü
Üniversiteli kızın parmağıyla köşedeki kır saçlı
Adamı işaret etmesiyle, karakolun bekleme
Salonuna adeta yıldırım düştü!
Herkes bir anda kafasını o tarafa çevirdi
Yalan! İftira atıyor bu bana komiserim!" diye
Kükredi kır saçlı adam,
Sesindeki o hırsızı ele veren titremeyi
Gizlemeye çalışarak ben kendi halinde
Bir emekliyim, ne cüzdanı, ne tacizi!"
Ancak Vedat Komiser yutar mı bunu?
Yılların kurdu masasından ağır ağır kalktı,
Kır saçlıya doğru yürüdü
Gözlerini adamın üzerine dikip iki polis
Memuruna işaret parmağıyla emri verdi
"Arayın şunun üstünü!" dedi,
İki memur adamın kollarına yapıştığı gibi
Ceketinin ve pantolonunun ceplerine daldı
Adam kurtulmak için debelenmeye çalıştı
Ama nafile! sağ iç cebinden şak diye
Siyah derili, şişkin bir cüzdan çıktı
Sol cebinden ise üzerinde kırmızı boncuklar
Olan başka bir cüzdan fırladı!
Bizim minibüsteki ahali
Hemen boyunlarını uzatıp,
"Aman benimki mi, dur hacı amcanınki mi?"
Diye bakınmaya başladı ama
Vedat Komiser cüzdanları açıp kimliklere
Bakınca kaşlarını çattı
Bizimkilerden kimsede tık yoktu.
Komiser masasına doğru yürüdü, telsizin
Mandalına basıp gürledi:
"Sorgudan kır saçlının sabıka kaydına
Bakın! bir de şu elimdeki cüzdanların
Sahiplerine bakın; hani şu dün ve bu sabah
Karakola gelip ’yolda yürürken arkamdan
Yanaştı, cüzdanımı çaldı’ diye eşkal bırakan,
ihbarda bulunan mağdurlar vardı ya
Onların isimleriyle uyuşuyor mu?"
İki dakika geçmeden telsizden cırıltılı ve
Heyecanlı bir ses yükseldi:
"Komiserim, şahsın ’Nitelikli Hırsızlık’ ve
Elle Taciz’ suçlarından halihazırda
Kesinleşmiş cezası var!
Ayrıca üzerindeki cüzdanlar, bu sabah ve dün
Hırsızlık ihbarı yapan o iki çaresiz kadına ait
Eşkal de birebir uyuşuyor, mağdurları teşhis
için hemen çağırıyoruz komiserim!"
Mevzu böylece ayyuka çıkınca
Kır saçlı adamın dizlerinin bağı çözüldü,
Karakolun ortasında
Dizlerinin üstüne çöküverdi
"Yaktın beni üniversiteli, yaktın!" diye
Ağlamaya başladı
"Şeytana uydum komiserim, valla billa
Şeytana uydum! o cüzdanları dün ve
Bu sabah sokakta yalnız yürüyen o kadınları
Sıkıştırıp ben çarptım!
Minibüsün içindeki o kargaşayı, o çukura
Girme anını görünce de fırsat bu fırsat dedim;
Hem esmer hanıma dokundum
Hem de suçu, günahı şu çizgili gömlekli
Gariban muavin çocuğun üstüne attım ki
Aradan sıyrılayım affet komiserim, pişmanım!
Salondaki ahali bir anda
Neye uğradığını şaşırdı sabahtan beri
Günah keçisi ilan ettikleri her türlü suçu
Üzerine yıktıkları şevket’in aslında
Masum bir kurban olduğunu, minibüsün
Asıl sapığı ve hırsızının ise aralarında sinsice
Bekleyen bu kır saçlı adam olduğunu
Anlayınca hepsinin yüzü
Derin bir utançla kapandı
Kır saçlı adamın bu itiraflarıyla karakolun
Salonu buz kesmişken,
Gözlüklü müptezel neye uğradığını şaşırdı, "Ama komiserim dedi
"Kes ulan sesini!" diye lafı yapıştırdı
Komiser sabahtan beri kulaktan duyma
Laflarla, uydurma eşkallerle burada
Adalet dağıtmaya kalkıyorsunuz!
Bahsettiğin o karanlık sokaklarda yalnız
Kadınları sıkıştırıp kaçan o haysiyetsiz
Namussuz var ya üstüne bir de geçen hafta
Cami yardım sandığını patlatıp, muhtarın
Kasasını soyup soğana çeviren o azılı hırsız!"
O şerefsiz, asayiş ekiplerimiz tarafından
Tam bir saat önce kıskıvrak yakalandı!
Şu an merkez karakoldaki sorgusu bitti,
Mahkemeye sevk edildi ve çoktan
Cezaevinin yolunu tuttu bile! yani ne o hırsız,
Ne de o sapık bu çizgili gömlekli
Gariban çocuk değil!"
Eee ahalii!" dedi vedat komiser,
"Mevzu anlaşıldı, hak yerini buldu
Asıl yılan aranızdan çıktı, diğer sabıkalı da
Çoktan cezaevini boyladı
Şimdi soruyorum size; var mı aranızda bu
Muavin arkadaştan, bu şevket çocuktan
Hâlâ şikayetçi olan?!"
Sonunda herkes hep bir ağızdan,
Ezile büzüle mırıldandı:
"Yok komiserim... Yok, hiçbir şikayetimiz yok
Hakkını helal etsin çocuk..."
Vedat Komiser bu sefer yüzünü
Şevket’e çevirdi gördün ya şevket
Cemaat hatasını anladı, günahını aldıklarını
Kabul etti peki senin bu ahaliden,
Sabahtan beri sana iftira atan bu insanlardan
Bir şikayetin, var mı? söyle bakalım,
Ona göre işlem yapacağım."
Herkes nefesini tutmuş
Şevket’in ağzından çıkacak lafa bakıyordu
"Vedat komiserim..." dedi şevket,
Sabahtan beri üzerime atılmayan çamur,
Sürülmeyen leke kalmadı
Namusuma dil uzatıldı, hırsızlıkla
itham edildim, canım yandı,
Kalbim kırıldı... doğrudur."
"Ama ben
Bu mahallenin çocuğuyum komiserim
Biz bu sokaklarda büyüdük,
Bu insanların ekmeğini yedik, suyunu içtik
Bizim buraların havasını soluyan iyi bilir;
Büyüklere hürmet, küçüklere merhamet
Gösterilir bizim kitabımızda kin tutmak,
Düşene bir tekme de biz vurmak yazmaz
Evet, sabahtan beri canımı çok yaktılar,
Onurumla oynadılar ama ben yinede
Hakkımı helal ediyorum
O an minibüsün içinde yaşanan
Arbedenin verdiği telaşla yaptıklarını
Biliyorum. İnsanlık halidir, hata kul içindir
Biz komşuyuz, yarın öbür gün mahallenin
Bakkalında, camisinde, sokağında yine
Yüz yüze bakacağız o yüzden kimseden
Şikayetçi değilim dedi!"
"Vedat Komiser
Şevket’e karşı büyük bir takdir ve babacan
Bir tebessümle gülümsedi:
"Mesele kapanmıştır! hepiniz serbestsiniz
Gidebilirsiniz dedi!"
Onur Altınok
Hikâyenin son bölümü yarın!
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.