3
Yorum
10
Beğeni
0,0
Puan
348
Okunma

Maruf bıyıklı amcanın bu lafından sonra
Karakolun salonundaki ahali iyice coştu
Tam anlamıyla zıvanadan çıktı!"
Hemen maruf bıyıklı amcadan sonra
Sözü tonton teyze devraldı
En öndeki tonton teyze, iki elini hırsla havaya
Kaldırıp bana doğru öyle bir kükredi ki,
Yaşından başından beklenmeyen
Bir performan sergiledi!"
"Vallahi de billahi de doğru söylüyor amca!
Şimdi jeton köşeli değil, düz düştü bende de!"
Diye bağırdı, parmağını göğsüme doğru
Uzatarak bu günahkar şoför parçası, o koca
Koca mahalle çukurlarına minibüsü bilerek,
İsteyerek sürdü içine düştüğümüz o derin
Çukurlar meğer bunun o namussuz planının
Bir parçasıymış araba sallandıkça arkada
Cümbür cemaat biz birbirimize girdik,
Bu da önde dümen çevirdi ahlaksız!" dedi
Bununla da hırsını alamayan teyze,
Göğsünü kabartıp yüzüme karşı tükürükler
Şaçarak feryadını karakolun en derin
Köşelerine kadar ulaştırdı
"Bu adamın yüzünde meymenet yok
Komiserim, meymenet! mübarek cuma günü
Bizi taşıyan bu herif resmen cenabet!
Direksiyonu tuttukça arabanın bereketi kaçtı,
"Demek cenabet bu şoför ha!" diye gürledi
Arkalardan o dövmeli, boynu kalın izbandut,
Sanki üzerine vazifeymiş gibi ahalinin
Öfkesine benzin dökerek
"Ulan biz de sabahtan beri arkada boşuna mı
Ecel terleri döküyoruz! herif abdestsiz,
Direksiyon başına geçmiş, hepimizin canını
Tehlikeye atmış be!"dedi.
Karakolun bekleme salonu bir anda
"Cenabet! Cenabet!" sesleriyle inlerken,
Bizim o pır pırlı etekli kadın bu lafı
Duyar duymaz adeta elektrik çarpmışa döndü!
Gözleri yuvalarından fırladı,
Elleriyle kulaklarını tıkayıp karakolun
Duvarlarını çatlatacak güçte bir çığlık kopardı
"Ay cenabet mi?! İnanmıyorum!
Ay haram, ay günah, ay vallahi başımıza taş
Yağacak!" diye feryat figan bağırmaya başladı
Tam o esnada, kalabalığın en arkasından
O zamana kadar bastonuna dayanıp sessizce
Bekleyen piri fani hacı amca söze dahil oldu
"Cenabet" lafını duyar duymaz adeta
Tepesinden aşağı kaynar sular dökülmüş gibi
Bastonunu hırsla havaya kaldırıp, demek
"Cenabet ha dedi!"
Ve devam etti;
Ben bu uğursuzun arabasına adımımı attığım
An hissettim zaten! sol ayağımla bindim,
Sağ ayağım uyuştu! minibüs değil, resmen
Tekerlekli nifak yuvası!" diye gürledi.
Tam bu esnada
Yavaşça üstümü başımı düzelttim,
Derin bir nefes aldım ve bir esnafa yakışan
O son derece saygılı ve efendi ses tonumla
Konuşmaya başladım!"
"Vedat komiserim, kıymetli büyüklerim,
Hanımefendiler, beyefendiler..." dedim,
Salondakileri tek tek selamlayarak
Sabahtan beri hakkımda söylenen her şeyi
Büyük bir üzüntüyle ama sabırla dinledim
Müsaade ederseniz, işin aslını bir de
Benim penceremden dinleyin isterim
Hepiniz beni bu hattın şoförü sanıyorsunuz
Ama işin aslı öyle değil komiserim
Bu minibüs benim değil, asıl şoför de
Ben değilim muavin koltuğundaki
Şevket kardeşimiz bu hatta işe daha bugün
Başladı ben sadece ona ilk gününde
Yabancılık çekmesin, işi öğrensin diye
"Bugünlük..
Yardım etmek için direksiyon başına geçtim
Yani tamamen İyilik ve
Arkadaşlık dayanışması için oradaydım
Öncelikle, şu ’cenabetlik’ ve ’abdestsizlik’
Meselesine açıklık getirmek boynumun
Borcudur komiserim, ben her sabah evimden
İşime çıkmadan evvel abdestini alan,
Helal lokma kazanmak için yollara
Besmeleyle ile çıkan içinizden biriyim
Vallahi de billahi de cenabet değilim!
İnancım da ibadetim de tamdır hamdolsun
Hacı amcamızın ayağının uyuşması,
Yolların bozukluğundan veya yaşının verdiği
Bir yorgunluktandır; yoksa benim
Abdestimden yana hiçbir kulun şüphesi
Olmasın benim abdestime iftira atmak,
Helal rızık peşindeki bir insana ’zındık’ demek
Ne dine sığar ne adalete.
Ve en önemlisi şu örgülü saçlı hanımefendiyle
Yaşanan hadise..." dediğimde sesimi biraz
Daha mahcup bir tona çektim
Örgülü saçlı kadına doğru dönüp hafifçe
Başımı eğerek devam ettim
Hanımefendi hakkımda çok ağır konuştu,
Canı sağ olsun ama takdir edersiniz ki,
Arkamda otuz can taşıyorum benim dikiz
Aynasına bakmamın tek bir sebebi vardır,
O da yolcularımın can güvenliğidir
Yolcularımın emniyetini kontrol etmek için
Aynaya her baktığımda, hanımefendi bunu
Kendisine karşı art niyetli bir davranış
Olarak yorumlamış bu tamamen bir yanlış
Anlaşılmadır, aslı astarı yoktur.
"Hanımefendi, sizden huzurunuzda bir kez
Daha özür diliyorum ama yemin ederim ki
O hareket kasıtlı değildi
Minibüsün arkasında şevket kardeşimizle
Ahali birbirine girmişti. İçeride büyük
Bir arbede, bir can pazarı yaşanıyordu
Ben bir yandan aynadan arkadaki o kavgayı
Yatıştırmaya çalışırken,
Bir yandan da arabayı emniyetle sürmeye
Gayret ediyordum ki olay bana da sıçradı
Tam o esnada minibüsü mahallenin o koca
Çukurlarından birine öyle bir hırsla girdi ki,
Minibüs fena halde savruldu
Ben direksiyon hakimiyetini kaybedip
Hepimizin canını tehlikeye atmayayım diye,
Can havliyle ve tamamen gayriihtiyari
Olarak dengemi sağlamak için elimi arkaya
Doğru savurdum ama elimin nereye gittiğini,
Neyi tuttuğumu inanın fark edemedim
Meğer o kargaşada elim yanlışlıkla
Hanımefendinin göğsüne denk gelmiş
Komiserim, can pazarının yaşandığı,
Minibüsün takla atmaya ramak kaldığı
O ölüm kalım saniyesinde hangi aklı başında
insan böyle bir kötülük düşünebilir?
Bu tamamen bir kazadır, o çukurun ve
Kargaşanın getirdiği
Çok büyük bir talihsizliktir!"
Benim ne niyetimde, ne aklımda
Kötü bir düşünce asla olmamıştır, olamaz da
Ben sadece şevket’e ilk iş gününde yardım
Etmek isteyen, namusuyla çalışan bir insanım
Bu müfteri ahalinin heyecanla ve öfkeyle
Üzerime attığı hiçbir suçlamayı, hiçbir kötü
Niyeti kabul etmiyorum devletime de
Adaletine de güvenim tamdır."
Ben lafımı böyle efendice ve saygıyla bitirince
Salondaki o uğultu yerini derin bir şaşkınlığa
Bıraktı vedat komiser masasının arkasından
Öne doğru eğildi, yüzündeki o sinsi tebessüm
Biraz yumuşamıştı bıyığını sıvazlayarak önce
Bana, sonra o örgülü saçlı kadına baktı
"Kaptan esnaf adam gibi konuştu,
Üstelik hat şoförü bile değilmiş,
Çocuğa yardıma gelmiş," dedi sakin bir sesle
Sonra bakışlarını örgülü saçlı kadına çevirdi
"Eee, hanımefendi? kaptan ’abdestim tam,
Hat şoförü değilim, şevket’e yardıma
Gelmiştim ve niyetim temizdi, can havliyle
Yaşanan bir kazaydı, özür dilerim’ diyor
Sen ne diyorsun bu efendi savunmaya?"
Vedat Komiser’in sorusuyla birlikte bütün
Gözler örgülü saçlı kadına döndü
Kadın, o can pazarında can havliyle yaptığım
Bu hareketin ardındaki iyi niyeti,
Şevket’e sadece bir günlük yardım etmek için
Direksiyon başına geçen dürüst bir genç
Olduğumu nihayet anlamıştı
Yüzündeki o sert, öfkeli ifade yavaşça eridi
Yerini derin bir utanca ve pişmanlığa bıraktı
Başını hafifçe öne eğip, bakışlarını benden
Kaçırarak kısık bir sesle konuştu
Komiserim..." dedi,
"Kaptan o kadar efendi, o kadar adaletli
Konuştu ki doğrudur, içerisi o an tam
Bir mahşer yeriydi, can pazarıydı
Ben, olayı yanlış yorumladım
Kaptanın dürüstlüğüne ve insanlığına ikna
Oldum ben şoför beyden davacı
Falan değilim, şikayetimi geri çekiyorum
Kusura bakmasın." dedi.
"Eee cemaat!" dedi vedat komiser,
"Örgülü hanımefendi davasından vazgeçti,
Kaptanın iyi niyetine kanaat getirdi
Şimdi soruyorum size; var mı aranızda
Bu şoför arkadaştan, bu kaptandan
Hâlâ şikayetçi olan?!"
Bu soru karşısında
Herkes hep bir ağızdan mırıldandı
"Yok komiserim hiçbir şikayetimiz yok..."
"Eee kaptan, dedi vedat komiser
Peki senin bu ahaliden,bir şikayetin, var mı?
Yok komiserim hiçbir şikayetim yok dedim
O zaman dedi vedat komiser
"Mesele kapanmıştır, ikiniz gidebilirsiniz!"
Tam bu sırada
Örgülü saçlı kadınla kapıya doğru süzülürken
Ben sergilediğim bu büyük esnaf asaletini
Tam bir centilmenlikle taçlandırmak istedim
Adımlarımı yavaşça, davasından vazgeçerek
Bana en büyük adaleti gösteren
O örgülü saçlı kadına doğru attım
Salondakilerin hâlâ üzerimizde olan
Bakışlarına aldırmadan, son derece nazik ve
Saygılı bir ses tonuyla
Hanımefendi," dedim, hafifçe başımı eğerek
"Gerek o can pazarındaki kaza, gerekse
Karakoldaki bu gerginlik yüzünden fena halde
Fena oldunuz, kalbiniz sıkıştı
Eğer müsaade buyurursanız, hem bir nebze
Olsun kendimi affettirmek hem de şu
Karakolun üzerimize çöken stresini atmak
Adına, köşedeki kafe de size kırk yıl
Hatırı olan bir yorgunluk kahvesi ısmarlamak
İsterim şevket de bize eşlik eder
Karakol işlemleri bittikten sonra dedim!"
Örgülü saçlı kadın, az önceki mahcubiyetinin
Üzerine gelen bu centilmence
Teklif karşısında önce biraz şaşırdı, yanakları
Hafifçe pembeleşti sonra örgülü saçlarını
Omuzunun arkasına doğru şöyle bir atıp,
"Eh, madem öyle hakikaten çok korkmuştum,
Bir kahvenizi içerim şoför bey," diyerek
Teklifimi kibarca kabul etti.
Biz kadınla yan yana, kapıya doğru
Centilmence bir iki adım atmıştık ki,
Karakolun salonunda
Kümelenmiş olan minibüs ahalisinin o sinsi
Kulis çarkları anında tekrar dönmeye başladı!
Sarı saçlı kadın, dirseğiyle maruf bıyıklı
Amcanın kaburgasına "küt" diye vurup
Gözlerini belerterek fısıldadı
"Ay dur, dur! Bak hele bak!
Gördün mü numarayı?" dedi, sesini güya
Kısarak ama tüm koridorda yankılanacak
Bir tonla. "karakolun ortasında
Can havliyle oldu, bilerek yapmadım,
Abdestim tam’ diye edebiyat parçalayıp
Hepimizi hakem heyeti gibi dize getirdi;
Meğer herifin derdi mahkemede beraat
Etmek değil, kızı dışarıda kahveye
Bağlamakmış! ay yok anam yok,
Bu şoför milleti
Resmen şeytana pabuç diker!
Bak bak, nasıl da
Kırıtarak gidiyor kadın yanında!"
Maruf bıyıklı amca bıyıklarını hırsla sıvazlayıp
Kafasını sallayarak hırladı:
"Yahu sabahtan beri ’şevket’e yardıma geldim’
Diye burada arkadaşlık dayanışması
Tiyatrosu oynadı, meğer hat bahane,
Hatun şahaneymiş! Ulan biz içeride
Boşuna mı tansiyon krizi geçirdik,
Boşuna mı kavga ettik?
Herif karakoldan sevgili dökerek çıkıyor be!"
En arkadan o meşe bastonuna dayanarak
Bakan piri fani amca ise
Bu fısıltıları duyar duymaz titreti
Bastonunu yere vurup, yahu cuma vakti
Arabada mıncıkladığı kadına,
ikindi ezanı okunmadan karakol çıkışı
Kahve ısmarlıyor! meğer kadının
Göğsünü isteyerek sıkmış tamamen bu
Randevu zeminini hazırlamak içinmiş!
Planı kilim gibi dokunmuş, biz de figüran gibi
Oynaşmışız arkada! nifak yuvası dedik de
İnanmadınız!" diye arkamızdan yeni bir
Yaygara fırtınası kopardı.
Onur Altınok
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.