Önemli olan insanlar, diğer herkesin önemli olduğunun da en çok farkında olanlardır. robert zend
Onur Altınok
Onur Altınok

Ramo 2!

Yorum

Ramo 2!

3

Yorum

7

Beğeni

0,0

Puan

169

Okunma

Ramo 2!

Ramo 2!

Bizim Ramo bu durur mu? durmaz!"
Ertesi gece saat gecenin bir buçuğu
Tam köşe başındayız yine
Oturuyoruz Şevket’le dip dibe.

El ayak çekilmiş
Derin bir uykuya dalmıştı mahalleli yine
Bir baktım, köşe başından bir karaltı süzüldü;

Yürümedi, adeta aktı bizimki.
Saçlar arkaya doğru jöleli,
Ayakkabılara cila çekmiş, karanlıkta ayna gibi
Gömlek dersen jilet, yakalar janti.
Üstünde ağır bir parfüm kokusu.

Tam yanımızdan
Geçip gidecekken dayanamadım,
"Ramo abi, nereye bu saatte? dedim
Şöyle bir duraksadı, bize bakıp gülümsedi.
"Biraz işlerim var be aslanım," dedi
Geçiştirir gibi

Bırakır mıyım hiç?
Yapıştırdım hemen cevabı:
"Ne işi abi?
Yoksa bugün mesai erken mi başlıyor?"

Size ne ulan," dedi
Ters ters, "hadi gidin evinize!"

Kalk" dedim, "Şevket,
Bu gece macera büyük, olacak
Fırıncı fırında ateş yakacak
Haydi" düşelim yine peşine."

"Yahu" dedim, "Şevket,
Acaba Ramo nereye gidecek bu gece?"
Şevket dedi; "Belli olmaz bu Ramo’ya..."
Sanki bugün gözü zengin muhitinde."
"Yahu" dedim, nereden biliyorsun?!
Şevket durdu, "Kaptan," dedi,

"Görmedin mi
Üstündeki o gömleğin kumaşını?
Bizim terzi Hayri’nin
Makasından çıkmışa Benzemiyor ipek bu ipek

Şevket haklıydı,
Bizim fakir mahallenin
Tezgahından geçmemişti o gömlek.
Ramo adımlarını daha da sıklaştırdı,
Bizim fukara mahallenin
Kırık dökük kaldırımlarını geride bıraktık

Yollar genişlemeye,
Sokak lambaları
Daha bir gür yanmaya başladı
Evlerin boyaları yenilendi,
Pencereler kocaman oldu.

Ramo hiç arkasına bakmıyor
Adeta havada süzülüyordu.
Sonunda o lüks, etrafı yüksek demir
Parmaklıklarla çevrili,
Bahçesinde havuz parıltıları olan devasa
Bir villanın önünde durdu.

Şevket’le hemen
Karşı kaldırımdaki kalın gövdeli bir ağacın
Arkasına gizlendik
Ramo, hemen etrafı şöyle bir kolaçan etti
Ama bizi fark etmedi.
Gitti, o devasa demir kapının hemen yanındaki
Duvarın dibinde durdu.

Eğildi, parmaklarının
Ucuyla yerden küçük bir taş aldı.
Şöyle yukarı doğru ölçtü, biçti, hafifçe fırlattı
Taş gitti, villanın
O kocaman camına "çıt" diye vurdu.

Çok geçmeden
Evin bahçe kapısı sessizce açıldı.
Kadın, eşikte aniden belirdi!"
Dedim: "Ne oluyor?"
Şevket dedi: "Mesai yeni başlıyor..."

Eşikte beliren kadın
Öyle bir nazlı, öyle bir kibar adım atıyordu ki,
Sanki yere basmıyor da havada süzülüyordu
Kadın hafifçe omuz silkti, elinin tersiyle
Saçlarını geriye doğru savurdu.
Cilve dedikleri şeyin okulunu okumuş gibiydi.

Kadın insanın
İçine işleyen o nazlı sesiyle fısıldadı:
"Ooo, Ramo bey hoş geldin
Çok mu özledin beni?"

Bizim Ramo..
"Evet," dedi usulca, "hem de çok..."
Ve biraz daha yaklaştı yanına,
Başladı ince ince cilveye
Sanırsın ki radyoda arkası yarın okuyor
Kadının elini tuttu, gözlerinin içine baktı,
"Bu gece bu fırın başka yanıyor,
Mercimeği ateşe vermeye geldim" gibisinden
Kadın birden fena oldu, gözleri süzüldü,
Ramo’nun omzuna doğru meyil etti.

"Tamam, Şevket" dedim, "fırın ısınıyor,
Mercimek bu sefer fena kaynayacak!"
Şevket "Kaptan," dedi,
"Ramo fırını öyle bir yakmış ki, bu gidişle
Mahalle yanacak, haberimiz olmayacak!"

Kadın hemen parmağıyla içeriye doğru
Bir işaret yaptı:
Bahçe kapısını sonuna kadar aralayıp,
"Hadi geç bakalım, ama ses etme,
Komşular uyanmasın, malum
Sosyete muhiti burası, bizim buraların
Dedikodusu ağır olur."
Diyerek Ramo’yu içeri buyur etti!

Ve kapı sessizce kapandı.
Dedim: "Şevket, ne olacak şimdi?"
"Ne olacak kaptan," dedi hınzır bir gülüşle,
"Ramo kapıdan girdiyse,
Biz de duvardan atlayacağız!"

Söylediğini yaptı bizimki
Yüksek duvarın
Kuytu bir yerini gözümüze kestirdik,
Şevket bana omuz verdi,
"Hadi kaptan" dedi,
Bir hamlede kendimi duvarın üstünde buldum
Şevket’i de çektim yukarı,
Gecenin karanlığına güvenip bıraktık
Kendimizi aşağı.

"Yavaş" dedim, "Şevket, ses etme!"
Bahçenin içindeki çalılığın içine
Süzüldük hemen, sindik dip dibe.
Ama ne kapıda ne bahçede kimsecikler yoktu!
Şevket’le nefesimizi aynı anda tuttuk.
Çalıların arkasında birbirimize İyice sokulduk
Karanlıkta el yordamıyla
Şevket’in kolunu buldum, sıktım.

Dedim: "Eee Şevket, ne olacak?
Hiç ses yok ortalıkta."
"Yahu Kaptan" dedi,
"Ramo bu, çapkınlığın kitabını yazmış adam
Kadın kapıyı açıp içeri aldı ya,
Gerisi zaten sessiz sinema..
Sen ne bekliyorsun, içeriden bando mızıka
Takımı mı geçecekti?"

Tam o sırada, bahçenin en karanlık
Köşesinden, yaşlı çınarın altından çok hafif,
Neredeyse hiç duyulmayacak kadar
İnce bir ses geldi.

Şevket durdu, kulak kabarttı:
"Bak," dedi, "Gördün mü?
Fırının kapağı açıldı kapandı işte."
Dedim: "Eee Şevket, ne olacak?
Şevket kafasını eğip fısıldadı:
"Ne olacak kaptan, adam
Harfiyata girişti işte.
Temelden giriyor, kat çıkacak binaya."

"Yahu" dedim, "Şevket,
Niçin ses kesildi peki böyle birden?"
"Kaptan" dedi, "fırıncının küreği
Demirden değil ki çat pat ses çıkarsın
Sosyete fırıncısı bu; Sessiz sedasız sürer
Mercimeği fırına, ruhun bile duymaz..."

Derin bir İç geçirerek
Şevket’in omzuna dokundum:
"Yahu Şevket," dedim, "aslında bize de
Lazım böyle bir kürek..."

Şevket karanlıkta ters ters yüzüme baktı,
"Ya kaptan," dedi,
"Herkesin küreği kendine,
Bize ne Elin küreğinden.."

Baktım Ne bir tıkırtı var ne bir nefes sesi
Dedim: "Ulan Şevket,
Bu kadar çıt çıkmaması normal mi?
Bir anda sanki yer yarıldı da içine girdiler."

"Kaptan," dedi,
Sesini iyice kısarak
"Sana dedik ya sosyete fırıncısı diye
Taş fırın değil ki bu, odun aleviyle yansın.
Bu aşkın ateşi, adamın ipek gömleğini bile
Yakar kül eder sessizlik ondandır.

Sonra birden hışırtılar çoğaldı
Gölgenin biri diğerini ağaca doğru yasladı,
Kıpırtılar iyice hızlandı.
"Şevket, baksana, kadın resmen teslim oldu?
Ne ayak bu? dedim
Şevket gözünü bile kırpmadan fısıldadı:
"Kaptan, fırıncı küreği fırına öyle bir sürdü ki,
içeride yangın çıktı yangın!"

Karanlıkta kumaş sesleri, ardından kadının
Derinden gelen bir iç çekişi duyuldu
"Şevket, dedim
Adam ne yapıyor öyle, baksana?"

Şevket heyecandan iyice bana sokuldu:
"Ne yapacak kaptan, sosyete usulü
Arsa kapatıyor işte.
Tapuyu üstüne alıyor adam şu an
"Dur kaptan, basılacağız vallahi,
Adam zirveye oynuyor, ses etme!

Onur Altınok

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Ramo 2! Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Ramo 2! yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Ramo 2! yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
gelincik
gelincik, @gelincik1
28.6.2026 21:18:42
ağaçların arasından
doberman çıkacak diye
ödüm patladı :)))

sesimi çıkarmadan
içimden güldüm.:)
Etkili Yorum
Halit Durucan
Halit Durucan, @halitdurucan
28.6.2026 21:42:15
Güzel bir hikayeydi Onur hocam. Okurken gülümsedim.... Diyaloglar harikaydı, tam mahalle kültürünü yansıtıyor. Umarım fırında malzemeler yanmaz:)) Hayırlı geceler usta
mesakin
mesakin, @mesakin
28.6.2026 21:07:02
Güzel, anlamlı bir şiir olmuş tebrik ederim başarlarının devamını dilerim
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL