2
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
89
Okunma

"Necla abla’nın bu ani parlamasıyla
Odanın içindeki hava bir anda buz kesti
Ramo ise arkadan bana
"Ulan seni eşek sudan gelinceye kadar
Döverim" bakışı fırlatıyor,
Kaş göz işaretiyle beni susturmaya çalışıyordu
Ramo bana ters ters bakarken,
Necla abla elindeki ayran
Bardağını komodinin üstüne sertçe bıraktı
Benim musluk sorum kadının asabını
İyice bozmuştu hemen kollarını beline dolayıp
Yeni bir yaygara kopardı:
Ayol bırakın şimdi musluğu contayı!
İçeride ne dolaplar döndüğü belli değil!
Şevket efendi don atlet yerde yatıyor,
Bu da başında bekliyor!
Mahallenin namusu iki günde ayaklar
Altına alındı, siz hâlâ neyin davasındasınız!
O sırada içeride yerde yatan Şevket,
Mutfaktaki kıkırdamaları duymuş olacak ki,
Kafasını hafifçe bana doğru çevirip fısıldadı:
— Oğlum, babamın tokadı beni bayılttı ama
Ramo Abi mutfakta Necla Abla’yı resmen
Nakavt etti biz can derdindeyiz,
Adam macera peşinde! dedi.
O sırada Şevket’in babası,
Elinde o koca sopasıyla afallamış bir şekilde
Bir bana, bir Necla ablaya,
Bir de Ramo’ya bakıp:
"Ne musluğu ulan gece gece!" diye kükredi.
"Eviniz barkınız sel mi aldı,
Neyi tartışıyorsunuz siz?
Benim oğlan don atlet yerde yatıyor
Siz banyo, mutfak derdindesiniz! dedi.
Tam babası o kalın sopayı
Yeniden havaya kaldırıp bana doğru
Kükreyecekti ki...
Mutfak penceresinin hemen ardındaki
O karanlık bahçeden
"Çat... Çut... Hışırt!" diye
Çok net bir tıkırtı koptu.
Necla abla bunu duyar duymaz
Gözlerini kocaman açtı birden duraksadı.
Kafasında kurnazca bir fikir şimşek gibi çaktı
Ramo’ya doğru döndü, gözlerini hınzırca kısıp
Muzipçe bir göz kırptı.
Sesini iyice alçaltarak:
— Ayol! Yoksa o zilliler
Camdan atlayıp bahçeye mi kaçtı?
Ramo koş! Bir bakalım şunlara,
Bırakmayalım o edepsizleri karanlıkta! dedi.
Ramo da hiç istifini bozmadan,
Durumun uyanıklığına hemen ayak uydurdu.
Şevket’in babasına dönüp:
— Sen dur amca, yorulma şimdi.
Biz Necla hanımla hallederiz, gerekirse bütün
Bahçeyi didik didik ararız dedi
Ve ikisi peş peşe hızla bahçeye fırladı.
Biz içeride Şevket’in babasıyla
Baş başa kaldık yerde boylu boyunca
Bayılma numarasına yatan Şevket ise,
Arada bir tek gözünü açıp
Babası arkasını döndükçe bana
Kaş göz edip "Gittiler mi?" der gibi bakıyordu.
Dakikalar geçti...
On dakika, yirmi dakika derken,
Tam yarım saat oldu!
Ramo ve Necla abladan ne ses var ne seda.
Şevket’in babası iyice huysuzlanıp
Bahçeye doğru hamle yapacağı o sırada,
Dış kapı gıcırdadı.
İkisi peş peşe içeriye girdiler.
Ama ne giriş!
İkisi de telaşla üstünü başını düzeltiyor,
Ramo yalandan boğazını temizleyip
Kıvrılmış gömleğinin yakasını ilikliyordu.
Necla ablanın hâli ise evlere şenlikti!
Saçı başı dağılmış, o süslü eteğine,
Bluzuna çalı çırpı, kuru yapraklar batmış,
Eteğinin kenarlarına resmen
Bütün bahçenin tozu toprağı bulaşmıştı.
Nefes nefese kalmış bir halde,
Göğsünü tutarak, üstündeki çalıları
Silkelemeye çalışıp cırladı:
Ayol bulamadık uğursuzları!
Kaçmış zilliler, sırra kadem basmışlar!
Gecenin o karanlığında
Bütün bahçenin altını üstüne getirdik
Ramo’yla,
Ama yoklar ayol, uçup gitmişler! dedi.
Şevket’in babası, elindeki sopayı yere doğru
İndirip gözlerini iyice kıstı.
Önce Necla ablanın saçındaki çalı çırpıya,
Sonra Ramo’nun aceleyle düzeltmeye çalıştığı
Gömlek yakasına baktı.
Adamın kafası iyice karışmıştı.
Şüphe dolu bir ses tonuyla kükredi:
— Yahu bu üstünüz başınız ne böyle?
Bahçeye mi çıktınız, oynaşmaya mı gece gece?
Alt tarafı bahçeye bakıp gelecektiniz!
Necla hanım sanki kadınları kovalamamışsınız da
Bahçede toprağı eşelemişsiniz gibi
Her yerin çalı çırpı içinde!
Sen ne ara bu hale geldin yahu?
— Ayol amca ne bileyim ben!
Bahçe karanlık, heryer çalılık, ısırgan otu!
Ramo "Şurada bir kımıldanma var" dedi,
Ben oraya atladım;
Karanlıkta edepsizleri yakalayacağız diye
Çalılara dolandım ayol! ucuz kurtuldum valla,
Az kalsın gözüme dal giriyordu!
Ramo da bıyık altından sırıtmasını gizlemek
için hemen arkasını dönüp yalandan öksürdü,
Ciddiyetini takınarak
— Sorma amca, Necla hanım
Çok cesur bir kadınmış valla...
Ben bile onun bu performansını
Beklemiyordum görmen lazımdı, çalılıkların
Arasına bir girişi vardı ki, ben arkasından
Zor yetiştim, dedi..
Tam o sırada, evin dış kapısı aniden
Güm! Güm! Güm!" diye
Yumruklanmaya başladı odanın içindeki
O gergin ve tuhaf hava bir anda
Bıçak gibi kesildi.
Yerde bayılma numarası yapan
Şevket, kapının sesini duyunca korkudan
Refleksle gözlerini tamamen açtı ama
Babasının ona doğru döndüğünü fark edince
Hemen "Iıııh..." diye inleyip kafasını tekrar
Halıya gömdü.
Kapı adeta yerinden sökülecekmiş gibi
Bir kez daha "GÜM! GÜM! GÜM!" diye sarsıldı
İçerideki herkes donakalmışken,
Şevket’in babası elindeki kocaman sopayı
Sıkıca kavrayıp kapıya doğru
Homurdanarak yürüdü:
— Kim ulan bu gece yarısı
Alacaklılar mı bastı evi, ne oluyor!
Diye kükreyerek kapıyı hışımla açtı.
Kapı hışımla açıldığı an,
Kötülerin belası Melo daldı! İçeriye
İçeriye girer girmez
— Ne oluyor burada yahu?! dedi
Doğru mu o duyduklarım?
Bütün mahalle çalkalanıyor,
Yer yerinden oynuyor!
Şevket’in babası şaşkınlıkla elindeki sopayı
Hafifçe indirip sordu:
— Ne duyulmuş yine Melo?
Ne dolaplar dönüyor, çatlatma adamı söyle!
Yahu dedi haberin yok mu?
Bu senin oğlanla kaptan iki kadın getirmişler
Bugün eve! kahvede söylediler bana,
ne idüğü belirsiz tiplermiş..
Doğru mu bu laflar?
Onur Altınok
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.