Gençlikte sevmek için yaşarız, yaş ilerledikçe yaşamayı severiz. saint euremond
ODABAŞI
ODABAŞI

BANA NE! SANA NE!

Yorum

BANA NE! SANA NE!

0

Yorum

0

Beğeni

0,0

Puan

76

Okunma

BANA NE! SANA NE!

BANA NE! SANA NE!

BANA NE! SANA NE!

Nasrettin Hoca’yı bilirsiniz. İçinde yer aldığı fıkralara güler geçeriz. Ancak fıkralardaki asıl gayenin ne olduğuna hiç dikkat etmeyiz. 13.yüzyılda yaşamış bir din adamı ve halk filozofudur. Cesurdur. Zamanın iktidarına yalakalık yapmaz. Günümüzdeki bazı şarlatanlar gibi hurafelerle iştigal etmez. Kendi çıkarına dini hadisler ve anlamlar çıkarmaz. Şimdi size bir fıkrasından bahsedeyim. Sokaktan bir tepsi baklava geçer. Birisi “hocam, bak bir tepsi baklava” der. Hoca, “bana ne!” der. Adam, “Ama Hocam sizin eve gidiyor,” der. Bu defa Hoca, “sana ne!” der. İlk önce olan olayla ilgilenmeyen hoca, “bana ne!” diyerek kendini olayın dışına iter. Daha sonra baklavayı bir bencillikle sahiplenip ilgilenen adama “sana ne!” diyerek, karşılık verir. Bu fıkra farklı bir şekilde olabilir. O zamanda fıkra olmaz.
Toplumun iskeleti, “Bana Ne! Sana ne!” temeli üstüne kurulmuştur. Bu iki sözü kullananların hiçbir sorumluluk almadığı ve ülkesinde meydana gelen olumlu olumsuz hiçbir şeyle ilgilenmedikleri bir gerçektir.
Hoca, “bana ne!” diyeceğine, farklı şekillerde davranıp, “iyi söylediniz. Benim de baklava almam gerekiyor.” Diyebilir. “Sana ne!” yerine, “teşekkür ederim bende baklavayı bekliyordum. Birazdan size de baklava getirteyim de birlikte yeriz” gibi sözler edebilir. Nasrettin Hoca’nın yaşadığı yıllarda da şimdiki gibi sorumsuz sürü sendromunda bir birey topluluğu, algıları bozuk bir toplumsal yapı olduğundan, hocanın dertleri çok fazladır. “Ye Kürküm ye!” anlayışının içine düşen hoca geçim derdindedir. Fil teslim etmeye giden Hoca’nın ardında, verdiği söze sadık olmayan, kaypak sorumsuz bir köy halkı vardır. Fil Hoca’nın başına bela olur. O’da bir fil daha ister, filan.
“Bana ne sana ne!” diyen toplumların bireylerinde, eylem kültürü de olmaz. Bu bireyler halk arayan bireyleri ve kitleleri “vatan haini” olarak görürler. Eylem kültürü olmayan toplumlarda, çıkarların ön plana çımasıyla yorganlar yakılır. Zaten mutsuz çalışma ortamlarında, adaletsiz ücret politikaları içindeki insanlarda bir yere bir ülküye sahip çıkma becerisi de yoktur. Böyle bireylerin olduğu toplumlarda özgün kültürler ve entelektüel yapı oluşturulamaz. Yozlaşma zirve yapar. Bugün bu yozlaşmayı, inanç üzerinden yaşıyoruz. Bireyler iki cami arasında kalmış beynamaz gibiler. Artık okullarda tam bir gericilik politikası uygulanıyor. Besmelenin ya da bir duanın anlamını bilmeyenler, ezanı Türkçe zannedenler, cennette elli ton yiyip kahvaltı edeceğini hurilerle fındık kıracağına inananlar, “bana ne sana ne!” sözlerinin içinde debelenip duran kara cahillerdir. Sorumluluk alma gereğini bile duymayanların başıboş tavırlarıyla bütün değer yargılarımız yerle bir oluyor. Hiç kimsenin umurunda değil, olup bitenler.
“Bana ne!” anlayışıyla ilgili birkaç söz yazalım.
Teröristler, bir okul basıp öğrencileri öldürmüş. “Bana ne!”
Soma’da maden kazasında 300 işçi ölmüş. “Bana ne!”
Şeker fabrikaları, demir çelik tesisleri yabancılar satılmış. “Bana ne!”
Otel yangınında çok ölen varmış. “Bana ne!”
Hızlı tren kazasında ölenler boşuna ölmüş. “Bana ne!”
Kanal İstanbul, doğanın yapısına aykırıdır. İstanbul’un sonudur. “Bana ne!”
Artık ülkemiz yağı ve ekmeklik unu dışarıdan alıyor. “Bana ne!”
Şu fırının ekmekleri kaliteli değilmiş. “Bana ne!”
Sucuklarda ve köftelerde eşek eti varmış. “Bana ne!”
Turhan Çömez, doktor değilmiş. “Bana ne!”
İstiklal Marşı Arapça okutulmuş. “Bana ne!”
“Sana ne!” anlayışıyla ilgili birkaç söz yazalım.
Bu hükümet emeklilerin hakkını vermiyor. “Sana ne!”
Hükümet bazı iş insanlarının vergilerini silmiş. “Sana ne!”
Yap işlet devret sistemi, bir soygundur. “Sana ne!”
Kaz Dağları’nda altın için doğa yok ediliyor. “Sana ne!”
Laiklik bu ülkede inanç özgürlüğünün teminatıdır. “Sana ne!”
Yollar çukurdan geçilmiyor. “Sana ne!”
Bizim mahallede ağaçları kesmişler. “Sana ne!”
Okulların tuvaletlerinde sabun bulunmuyor. “Sana ne!”
Et ve patates kuyrukları var. “Sana ne!”
Elektrik, su ve doğalgaza zam gelmiş. “Sana ne!”
On ton sahte zeytinyağı yakalanmış. “Sana ne!”
Öğretmen ve polis alımlarında torpil oluyormuş. “Sana ne!”
Doktorlar yurt dışına gidiyormuş. “Sana ne!”
Çanakkale artık havadan geçiliyormuş. “Sana ne!”
Çocuklara tecavüz ediliyormuş. “Sana ne!”
Andımız kaldırılmış. “Sana ne!”
Devekuşu başını kuma gömerek, sorumluluktan kendini kurtarabilir mi? Bu toplumun bireyleri “bana ne, sana ne!” diyerek, hangi sorumluluğunu yerine getirebilir?
“Bana ne!”: Sosyal bir toplumun, yozlaşarak sorumluluklardan en belirgin şekilde uzaklaşması, toplum çıkarına olan bütün eylemleri projeleri reddetmesi anlamı taşır.
“Sana ne!”; Sorumlulukları dışlamanın, antidemokratik uygulamalara katılmak istemeyenler arasında bozgunculuk yapma, doğrulara karşı çıkma, bütün bu olumsuzluklardan kendisine çıkar sağlama eylemidir. Evimizin içinden, apartmanın boşluğundan, mahallemizin köşesine kadar, sokak ve caddelerimizin her yanı, yaşadığımız köy kasaba, ilimiz ilçemiz, yedi coğrafya cennet memleketimiz; “bana ne sana ne!” anlayışı içinde, yaşayan sorumsuzluklarla/sorumsuzlarla-oluşturmuş zaten- yok edilemez. Herkesin sorumluluğu, “bana ne sana ne!” anlayışı dışında hayat bulmalıdır. “Bana ne sana ne!” siyasetiyle de şımarık ve sorumsuz bir yapıda ülke idare edilemez.
“Bana ne sana ne!” anlayışı adaletsiz bir toplum oluşturur ki, bu durum kaos ve huzursuzluk demektir.
Gayrı memnuniyet içinde olan bireylerle, kalıcı bir kültür oluşturulamaz. Kültürü olmayan milletlerde ayakta duramaz. Temeli kültür olmayan hiçbir toplum varlığını sürdüremez. Hele hele, “bana ne sana ne!” sözleri dilimizden sökülmeyince, hiçbir şey istediğimiz gibi olmaz.
Bu böyle biline!

Şuayip ODABAŞI
Nisan 2026

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Bana ne! sana ne! Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Bana ne! sana ne! yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
BANA NE! SANA NE! yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL