0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
183
Okunma

ZENGİNLERE İFTAR YEMEĞİ
Bu bir mizah yazısıdır. Ciddiye almayın!
Ramazan geldi. Hoş geldi. Bereket ayı. Zenginlerin, fakirleri gözettiği ay. Açların, iftar sofralarını şereflendirdiği ay. Fakirleri boş ver. Fakirlik başka şey. Açlık başka şey. Aç gözlülük daha başka bir şey. Fakirler kendilerini gizler. Diğer gruptakiler yüzsüzdürler. Fakirleri bulmak için aramak gerekir. Fakirleri arayıp bulan var mı? Yoksa fakir görünümlü yüzsüzler mi kapmış fakirlerin yerini? Cevabını size bırakıyorum. Ancak memleketimizde “planlı yoksulluk” gittikçe artıyor.
Ben sanayide motor tamircisi, aynı zamanda tornacıyım. Adım; “Mırtaza” Soyadım; “Kıytırık.” Üstümüz yağlı paslı diye, bizi kimse iftar yemeğine davet etmiyor. Ne zengini ne fakiri, bizi görüp gözeten yok! Bir güncük bile, bir iftar yemeği yiyemedik şöyle, ağız tadıyla. Vatandaş, Ramazanlarda fakirleri doyururken, hep zenginler unutuluyor. Her gün bir iftar yemeği, fakirler iftarları dolaşa dolaşa harap oluyorlar. Kilo aldıkları için yürümekte güçlük çekiyorlar. Fakirlerin bu kadar yiyip şişmanlaması beni acayip üzüyor. Allah korusun. Et yiye yiye bizim fakirler, tansiyondan ve de yüksek kolesterolden takırrof gidecekler. Valla memlekette fakir kalmayacak! Vaz geçin, fakirleri iftarda doyurmaktan. Ha bire fakirlere iftar! Olur mu böyle adaletsizlik?
Çivisi çıkmış len bu dünyanın. Birazda zenginlere bakım yapın ya. Sevap hanenize, katmerli yazılsın sevaplar. Fakirler zaten alışmışlar açlığa. Huylarını bozmamak lâzım diyorum ben fakirlerin. Şu fakirlere iftar yemeği vermeyin, diyorum. Dinleyen yok. Bir dinleyin beni yahu! Bu arada olan zenginlere oluyor. Zavallı zenginlere iftar yemeği veren yok. Zavallılar açlıktan geberecekler. Memlekette zengin kalmayacak. “Körler sağırlar, birbirini ağırlar” misali. Zenginleri düşünen yok. Birazcık düşünün zenginleri ya. Şöyle bir bakın etrafınıza. Adamlar, bir “tarhana çorbası” yesinler. Bir kapuska yesinler. Ekşi ayran içsinler. Mideleri birbirine yapışmış. Sırtından baksan, ön tarafı görünüyor zavallıların. Canlanıp kendilerine gelsin gariplerim. Aklıma geldi. Yine üzüldüm bak ya! Zenginlere üzülmekte, insanın nefesini kesiyor be ya! Baktım olacak gibi değil. “Canlam dayanmıyo” zenginlerin bu duruma. Ben de bir iftar yemeği vereyim dedim. Sanayideki, yağlı paslı adamlara ve fakirlere değil kesinlikle. Zenginlere. Zen-gin-le-reeeeeeeee!!! Bir iftar yemeği vereceğim. Zenginlere! Fakirler çıkıp gelmeyin! Kapıya dayanmayın! Size kuru ekmek bile vermem! Cümle âleme, reklam olsun. Pardon, örnek olsun, benim yaptığım. İlk defa zenginlere iftar yemeğini ben vereceğim. “Cinnes rekorlar kitabına” bile girebilirim. Unutulan garibim zenginlerinde, kursağından sıcak bir yemek geçsin dimi ya. Yemek listesini çok iyi oluşturmalıyım. Herkes yediğinden memnun kalmalı. Benden başka, bu gariplerime yemek veren olmayacağına göre. Vereceğim yemekle, en az altı ay idare etsin garibim zenginler. Bir de benim verdiğim yemek, kırk yıl konuşulsun. Bir kahvenin kırk yıl hatırı olursa, bir yemeğin yüz kırk yıl hatırı olur. Keh keh…
Verdiğim yemek, midelere taş gibi oturmalı. Bir daha kimse acıkmamalı. Zengin adam acıkır mı? Gariban zenginler, açlık hissetmemeli. Hem sonra “açlık” fakirlere ait olan kutsal bir fazilettir. Zenginler, asla aç bırakılmamalı. Çok iyi düşünmeliyim. Titiz çalışmalıyım. Hiçbir ayrıntıyı atlamamalıyım. Plan ve projelerim beş beşlik olmalı. Öyle bir yemek listesi yapmalıyım ki, akıllara sakat olmalı. Sakat akılları düzeltmeli, sağlam a-kılları sakatlamalı. Denge meselesi, bu işler. Dünyada bütün terazilerin dengesi bozuktur. Mırtaza Kıytırık, dijital terazi kullanır. Kefesizdir terazimiz. Her şey dengelidir. Otuz gece düşünsem, ramazan biter. Ramazan’dan sonra iftar yemeği olmaz. İki gece, bir gündüz düşünüp bu işi çözmeliyim. Çözerimde bir kafa var bende. Diyarbakır karpuzu taşımıyoruz, iki omuz arasında. Süresi dolmadan işi çözdüm bile. Sivri zekâlıyımdır, övünmek gibi olmasın. Bir sanayi çalışanı olarak, en iyi yemek listesini oluşturdum. Yapacağım yemeklerin patentini de alacağım inşallah. Bana deyin Maşaallah! Maşa Allah değil. Haşa, “Maşallah.” Bazı kamyoncular arabanın arkasına maşaallah yazdırıyorlar. Olmaaaazzz! Uzatmayalım. Uzatma kıytırık. Bakın şöyle.
Yemek listesidir. (Ben mönüden, münüden ve de nünüden anlamam.)
Önce, “Marangoz Abdi Çorbası”
Ana Yemek, “Cıvata ve Somun Kızartması”
Yavru Yemek, “Kırpıntı Makarnası”
İçecek, “Kola Antifiriz”
Tatlı, “Gresli Hava Filtresi Tatlısı”
Valla motor tamircisinin ve de tornacının yemekleri böyle olur. İşinize gelirse. Ben size şimdi bu yemeklerin yapılış tarifini de vereyim. Sevabına. Evde de yaparsınız. Hoşunuza giderse lokanta bile açarsınız. Yemek fabrikası kurup, ihalelere bile katılırsınız. Bol bol okullara yemek satarsınız. Bu yemeklerle çocukların zekâsı gelişir. Bu yemeklerde hafif hazım bozuklukları olabilir, açlık hissi hiç olmaz. Ağırlık yapabilir bu yemekler. Şiddetli rüzgârda uçmazsınız işte. Ne güzel. Uzatma dedim, Kıytırık. Başlayalım tarife. Aynı zamanda, “Arife tarif gerekmez.” Hele Mırtaza’ya (Sayın Kıytırık) hiç, hiç tarif gerekmez.
Marangoz Abdi Çorbası: Abdi Dayı’nın, marangoz atölyesinde çam kerestesi biçtiği gün, çam talaşları toplanır. Bir iki kaşıkta, ardıç tozu bulunur. Bir tencereye konulan çam talaşları, ince gres yağı ile hafif ateşte karıştırılarak kavrulur. Bir arabanın radyatöründe iki yıl kullanılmış antifrizli su alınıp ilave edilerek otuz dakika kaynatılır. Ateşten alınırken üstüne koku versin diye ardıç talaşı ekilir. Sıcak sıcak servis yapılır.
Cıvata ve somun kızartması: Sanayide bütün tamirciler gezilerek, bütün çıkma cıvata ve somunlar toplanır. Bir kabın içinde hidrolik yağında bir gün bekletilir. Yumuşak olsun diye. Cıvata ve somunlar, içine kauçuklu gres yağı ile hidrolik yağı karışımının konduğu geniş bir kapta ağzı kapalı olarak pembeleşinceye kadar kızartılır. Kızarmış cıvata ve somunlar servis tabaklarına alınır. Üzerlerine tornacıdan alınmış, parlak demir tozu ekilir ve servis yapılır. İsteyenlere rendelenmiş tahta talaşı da verilebilir. Hazım zorluğu çekenlere asitli akü suyu ikram edilebilir. Somunları ve cıvataları yemek için her kişiye kargaburnu ve yan keski ekstradan verilebilir.
Kırpıntı Makarnası: Memleket makarnacı dolu(!). Millet düdük makarnası yiye yiye borazan olmuş zaten! Efendim. Tornacılar zaman zaman dolaşılıp ince ince ve uzunca demir kırpıntıları toplanır. (Alüminyum kırpıntıları tercih edilir) Antifrizli ve akü saf suyunda haşlanır. Suyunu süzmeden haşlamak daha makbuldür. Haşlanan kırpıntı makarnası, geniş bir servis tabağına konur. Üstüne kullanılmış iş makinesi yağı gezdirilir (Dozer ve greyder yağı). Bir arabanın kırılan ön cam parçaları, bolca makarna üstüne dökülüp tepelenir. Sıcak sıcak servis edilir. Herkes istediği kadar alıp yiyebilir.
Kola Antifiriz: Elde etmesi çok kolaydır. Sanayide eski model bir araç tespit edilir. Radyatörü delinir. İstenildiği kadar antifriz alınır. Soğuk olması için ayaz geceler tercih edilir. Antifriz şarap gibidir. Eskidikçe içimi güzelleşir. Yeşil renk olanlar tercih edilir. İçerken her yudum ağızda bekletilip tadına varılmalıdır. Her çeşit bardakla içilebilir.
Gresli Hava filtresi Tatlısı: Tatlıyı sunacağınız kişi sayısına göre yapabilirsiniz. Beş kişilik bir ziyafet verecekseniz. Size bir Şahin otomobil hava filtresi yeterlidir. Filtreyi, radyatör suyunda haşlayın. Haşlama suyuna yakınınızda bulunan küspecilerden pancar küspesi eklerseniz tadı iyi olur. Haşlanan filtreyi geniş bir kap içine alınız. Üstüne hiç kullanılmamış rulman gresi ve kauçuk gres ile süs yapıp servis ediniz. İsteyenlere yerken yardımcı olsun diye spatula verebilirsiniz. Bu tatlıyı beğenmeyenlere kablo tel kadayıf yapabilirsiniz. (Yapılışı aynı) Yemek servislerinde “otomobil ön tamir takımı” kullanmakta yarar var. Afiyet olsun.Nasıl yemekleri beğendiniz mi?
Önemsiz kıytırık bir not: Siz yemeğe başlamadan önce herkese acil servisin telefonunu verin. Ne olur ne olmaz. Bazı pisboğazlar çok yiyebilir. Yemekler kötü demek istemiyorum. Çok yemekten, kaykılan olabilir. Bu yemekleri yiyen, bir daha acıkmaz vallahi. Dünya açlıktan kırılıyor. Bu yemekler sayesinde kimse açlık çekmez bence. Hadi gene yüreğim yumuşadı. Fakirlere de verelim tariflerini. Fakirlerde kurtulsun açlıktan. Bir dahaki iftara yine bekleriz. Gelecek sefere çadır kuracağız. Eğer mideniz yerinde kalırsa bekleriz. Gelmezseniz valla darılırım. Dünyada olmaz. Beklerim. Gelceniz ha…
Bizim yemeğe, ikinci kez gelene ilginç özendirmelerimiz de (promosyon) olacak. Sevabına. Bizde, yapılan her iş sevabına. Bi guruşluk menfaatim varsa, aha ekmek çarpsın. Üstüne de şeytan çarpsın. Başka iftar yemeklerinde buluşmak üzere. Beklerim dedim bak! Unutmayın. Afiyet olsin. Ey geceler, ey geceleeerrr… Selametle…
“Kıytırık işler,” benden sorulur. Mırtaza KIYTIRIK’ tan herkese sevgiler saygılar. Hayırlı Ramazanlar! Keh! Keh! Keh!
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.