1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
117
Okunma

KAYITDIŞI DİYE BİR ŞEY!
Geri kalmış ya da kalkınmakta ayağını sürüyen ülkelerde, “kayıt dışı” diye bir durum var. Haksız kazancın en iyi yollarından birisidir “kayıt dışı.”
Köylülerin dediği gibi;” Algısı yok vergisi yok. Kaydı yok kuytu yok. Ne kazanırsan cumburlop cebe!”
Gelişmiş ülkelerde vergi kaçıranlar, kayıt dışı iş yapanlar, en ağır cezalarla cezalandırılırlar. Torpil filanda yoktur.
Dünyayı çorbaya çeviren, Amerika Birleşik Devletleri’nde vergi kaçırma, önemli para cezalarına, hapis cezasına veya her ikisine birden yol açabilen bir suçtur. Birçok iş adamı, vergi kaçırmaktan hapiste yatmıştır ve yatmaktadır.
Bizim ülkemizde de birçok iş adamının, yandaş olduğu için vergisi silinmektedir. Sonra da emekliye para yok! Diyebilen taraflı siyasiler vardır. Kayıt içi katakullileri yersen, yersin!
Gogol amcada kayıt dışı şöyle ifade edilmiş.
“Kayıt dışı; resmi kayıtlara geçmeyen, kanuni belgelerle belgelendirilmeyen, vergilendirilemeyen veya yetkili kurumlarca denetlenemeyen ekonomik, ticari ya da idari faaliyetleri ifade eder. Sesli Sözlük Genellikle vergi kaçırma, izinsiz çalışma veya yasadışı ithalat gibi durumlarda kullanılır, yasal olmayan yolları tanımlar.”
Örnekler verelim.
Bir köylü peynir üretmiş. Elinde üretici belgesi yok, irsaliye yok. Gelmiş müşterisi bol bir kahvehanenin önüne. Bağırıyor. “Hayde organik köy peyniri! Keçi peyniri. Karışık koyun keçi peyniri! İnek peyniri. Organik tereyağı da var! Zeytinyağı da var! Ispanak var! Marul var!”
Nasıl bir köylüyse, koyun keçi ve de inek var adamda. Sanki çiftlik sahibi. Toplanıyorlar başına. Köylü satıyor. Alan gidiyor. Bütün kazanç satan kişinin oluyor. Belge yok fiş yok, fatura yok.
Hemen yan tarafta aynı ürünleri satan, köylünün sattığı fiyat ile aynı fiyata satılan ürünler var. Şarküteriyi işleten, kira, vergi, elektrik ve su parası veriyor. Devlete olan ticari yükümlülüklerini yerine getiriyor.
Şimdi traktör römorkunda yapılan satışla, bir dükkânda yapılan satışın ticari ve ahlaki boyutu nedir? Birisi haksız bir kazanç elde ediyor işte!
Bir pazarın alt katında üreticiler köylüler yer alıyor. Birçoğunun belgesi yok. Alıp satanlardan vergi verenlerden daha pahalıya satıyorlar.
Yaman çelişki bu kayıt dışılık.
Seyyar simitçi, simit ve börek dükkanlarına…
Seyyar pilavcı lokantalara…
Üç tekerleklide hırdavat satanlar, nalburiyelere kayıt dışı tokat atıyorlar.
Hele bir de mevsimlik sebze satanlar var. Hepsi de kapkaç yapıyorlar.
Seyyar gözlükçüler, çakı bıçak satıcıları, urgancılar, konfeksiyoncular, köy ekmeği satıcıları, kamyonla karpuz kavun domates satanlar, sucuk satanlar, helvacılar, pişmaniyeciler…
Bu seyyar satıcılar, kayıt dışı yapıdan çıkarılmıyor. Kayıt dışı büyük şirketlerle mücadele edilmiyor. Ancak hükümetler ya da yetkililer(belediyeler) kayıt dışı ile mücadele ederken, gariban seyyar satıcıları, meydanlarda çok güzel hırpalayıp, üç beş kilo limonlarını çok iyi dağıtıyorlar. Televizyonlara malzeme çıkıyor.
Daha neler…
Sağlık açısından denetimsiz ve de sağlıksız besinlerin üstündeki kayıt dışılık, hiç bitmiyor.
Hileli ve ayıplı ürünler…
Hiç kimse, seyyar arabasının bir yerine vergi levhası filan asmıyor. Diploma gibi levhası yok ki!
Kayıt dışı olaylara laf atsam da kayıtlı iş yapanlarında artık ne yaptıkları belli değil. Şöyle ki bir paket “Abuzittin Efendi Kahvesi” 100 lira. Gidip bir kahve içseniz, bazı yerlere 150 ile 600 lira arasında.
Diyorum ki kırk yıl hatırı olan bu kahvenin neresi 600 lira?
Aslında mekân kirasına gidiyor çok para. Hava cıvaya gösterişe gidiyor. Alabildiğince bir de “ticari ahlaksızlık” var.
Aslında tüm yaşantımız, toplumsal sorumluluk içinde “kayıt ışı” olmanın dışında “ahlak dışı!” bir durum içindedir.
Kayıt dışı bir yapılanmanın kontrolünü devlet, ilgili birimleriyle yapmalıdır. Hiç kimseye imtiyaz sağlamadan, otoritesini halkın çıkarını ve sağlığını düşünerek yerine getirmelidir.
Hiçbir iş “müfettiş gelecek, her yeri temizleyin. Evrakları tamamlayın. Hiçbir açığımız ortaya çıkmamalı” anlayışında olmamalıdır.
Hiçbir şey kayıt dışı olmamalı. Herkes işinin hakkını vermeli ve haklı bir kazanç elde etmelidir.
Ülkemizde ticari ahlak dediğimizde, karnemiz çok da iyi değil. “İşine gelirse”, “almazsan alma”, de get işine, bana müşteri mi yok” anlayışından uzaklaşmalıyız. Fırsatçılıklar, karaborsa, kapkaç olayları bu toplumun inanç anlayışına da terstir. Yine de her çeşit pislikler, gündemden düşmüyor.
Yukarıda belirttiğim kayıt dışı durumların ortadan kalkması ülkeyi yöneten hükümetlerin istikrarlı planlamalarının içinde, tavizsiz yer almalıdır. Ülkeyi yönetenler, enflasyonu kontrol altında tutamıyorlarsa, günlük olarak satılan malların fiyatlarında belirsiz bir artış varsa, her şeyin ibresi kaçıktır. Sorumlusu ülkeyi yönetenlerdir.
Adaletin terazisi bozulur. Gelir dağılımı toz duman olur. Emeklinin eline geçen para pula döner. Kiralar artar. Döviz zirve yapar. Toplumun huzursuzluğu aileleri etkiler. Aile düzenleri bozulursa, yaşanılan ülkede, huzursuzluk zirve yapar.
Her şey kayıt dışı olursa, birçok insan gününü kurtarmaya çalışır. Kayıtlı olanlar bile yeraltına iner. Sonra da ülkede sessiz bir kaos olur ki! Allah göstermesin, patlaması çok kötü olur.
Ankara Garı katliamı ya da Suruç katliamı şeffaf kalır.
Bir ülkenin geleceği için vergi toplamak ve vergileri doğru kullanmak önemliyse, “kayıt dışı” ekonomilerin devletin gücü içinde değeri yoktur. Kayıt dışının gücü, farklı alanlarda kendini farklı bir anlayışta gösterir ki, yazmak istemiyorum.
Zaten birçok şeyin çivisi çıkmış.
Şuayip ODABAŞI
Nisan 2026
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.