1
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
108
Okunma

ADAMINA GÖRE İŞ YARATMAK/TORPİL YAPMAK
Benden ne köy olur
ne de kasaba, demeyin!
Torpiliniz varsa, “il” bile olursunuz.
Talikacılar Federasyonu Başkanının kızı, üniversiteyi yeni bitirmişti. Bir iş bulma konusunda babasına çok güveniyordu. Başkanın bir kardeşi, 30 Şubat Karayel Üniversitesi’nde, bölüm başkanıydı. Ailecek bir yerlere başkan olmak, ailenin en büyük emeliydi. Başkan ol da ne başkanı olursan ol. İster tilkilere ister tavuklara başkan ol. Hiç fark etmez.
Talikacılar başkanı, kızının da bir yerlerde zamanla bir başkan olacağına inanıyordu. Kızı, Acil Davran Üniversitesinde tam dört yıl, “Her İşe Tavuk Tüyü Dikme Sanatı” adında bir bölümden mezun olmuştu. Amacı, tavuk çiftliklerinde ya da tavuk eti üreten, pazarlayan bir şirkette başkan olmak ve her işe tüy dikmektı. Ne yazık ki üniversite bitene kadar ülkedeki tavuk üreticileri iflas etmiş, ne şirket ne de tavuk çiftliği kalmıştı. Bu kızdan önce birileri her yere tüy dikmişti. Kısacası kızcağızın, tavukların tüyünü yolma ve tüy dikmeyle ilgili sanatını icra edeceği bir ortam yoktu. Dört yıl okumanın hiçbir kıymeti kalmamıştı.
Kısacası, kızcağız bir okul bitirdiğine pişman olmuştu. Diploma vardı. Diplomayı duvara asacak bir iş yeri bir iş sahası yoktu. Asmaya çivi çoktu. Diplomasını eline alan kız, “vay be tuvalet kâğıdı kadar faydası olmayan bu kâğıda dört yılımı verdim. Tüh be!” Diye söylendi. “Tüh be!” kelimesi sert bir sesle çıkmıştı ağzından. Annesi, “ne oldu kızım?” diye sorsa da bir cevap alamadı.
Birkaç dakika geçince, annesine dönüp; “Ya anne okul bitirdim. Diploma aldım. Benim tüy dikeceğim… Pardon! Çalışacağım bir iş yok! Ben babamın eline bakıp, her gün senin dizinde mi oturacağım? Babam para verirse harcayacağım. Param yoksa her gün pencere önünde kumru kuşu gibi bekleyecek miyim?”
Talikacının ispit gibi besili karısı derin bir nefes alıp;
“Düşündüğün şeye bak! Senin ardında değirmen kayası gibi her şeyi ezip un ufak eden baban var. Başkan baban! Hiç merak etme! Sana bir iş bulur. Hiç hiç merak etme, kafana takma. Keyfine bak kızım, keyfine bak!”
“Tamamda anne! Tavuk yolacak, tüy dikecek çiftlik mi kaldı?”
“A kızım bırak tavuk yolma işini! Sana ne tüy dikmekten? Senin diploman yeter. Koltuk doldurma işi buluruz sana. Doldurursun koltuğu. Maşallah kalçaların değirmen kayası gibi! Oturursun koltuğa, iş yapıyor gibi yaparsın. Memlekette, sen hiç layık olduğu işte çalışan, layık insanlar gördün mü?”
“Nasıl?”
“A kızım memlekette, imamı hastane müdürü yapıyorlar. Veterinerden öğretmen! Senin gibi tavuk tüyü yolan birisinden, niye personel müdürü olmasın?”
“Anne senin bir bildiğin var galiba! Benden saklama, ne biliyorsun söyle hele?”
“Kızım, baban gelince konuşursun. Geçen gün amcanla görüşüyordu. Sana bir iş ayarlayacaklarmış.”
Akşam, Talikacılar Başkanı gelince ne olup neler yapılacaksa, en ince ayrıntısına kadar anlattı. Kız, memlekette dönen dolapları anlayınca, biraz tedirgin olsa da, “boş ver işini çeviren çevirmeci! Gemisini yürüten kaptan! Altta kalanın canı çıksın. Tüy buldun mu dikmesini bileceksin!” deyip, unuttu gitti her şeyi. Aklından çıkmayan tek şey, hak eden liyakat sahiplerinin, hak ettikleri yerde olmadıklarıydı. Zira kariyer sahibi çok kişi, sokaklarda simit satıyor, kimisi de çöp topluyordu. UMSS’den (Uyduruk Muyduruk Seçme Sınavı) 95 puan alanlar bile mülakatta tepe taklak gidiyordu. Birçok insanın psikolojisi bozulmuştu.
Talikacılar Başkanı, kızını da alarak, kardeşinin bölüm başkanı olduğu, Kestaneönü Karayel Üniversitesi’nin yolunu tuttu. Kardeşi de torpille bölüm başkanı olmuştu zamanında. Her çeşit işe adam alma yöntem ve tekniklerini çok iyi biliyordu.
Bölüm başkanı, misafirlerini odasına aldı. Önce hiç acele etmeden ikramlarda bulundu. Havadan sudan konuştular. En sonunda konuya gelip, el frenini çektiler. Amcası elindeki bir kâğıtla kalemi getirip, kıza verdi. Sonra da;
“Gel bakalım. Şurada boyunu, kilonu ölçelim” dedi. Kızcağız, önceden hazırlanmış yerde boyunun ölçüsünü verdi. Göğüs bel ve kalçası bile ölçüldü. Bir eczane reklamı olan baskülde kilosu da alındı. Elindeki kâğıda yazdılar. Saç rengi yazıldı. Gözünde gözlük vardı kızın. Gözlük dereceleri yazıldı. Amcası kızcağızı, yaprak döner gibi çevirerek iyice inceledi. Sağ yanağındaki ben yazıldı. Saç rengi ve saçlarının kıvırcık olduğu yazıldı. Mezun olduğu okul, mezuniyet derecesi not edildi. Sevdiği yemeklerin adları, en sevdiği sanatçı ve okuduğu şarkı ile türkünün adı yazıldı. Kızcağızın bütün bilgileri, kendi el yazısıyla not edildi.
Amcazade kâğıdı alıp;
“Siz şimdi gidin, pek yakında ben size bilgi vereceğim. Siz merak etmeyin. Kızım işin şimdiden hayırlı olsun” dedi. Kız şaşırsa da, olanlardan hiçbir şey anlamadı.
Bölüm başkanı, Talikacılar Başkanı abisine dönüp;
“Abi bu iş olunca Çatapanya’ya tatile gideriz artık,” diye takıldı. Sonra da, “ailece” diye ekledi. Talikacı, yüzünü buruştursa da “Ne demek!” diyebildi sadece. Birkaç talikacının ya da talikanın başına gelirdi her şey. Kızı için feda olsundu, talikaların tekerlekleri, ispitleri ve de beygirleri.
Bölüm başkanı üniversite başkanı ile özel olarak görüşerek, meclis kararıyla bölümüne bir personel alınması kararını aldırıp, alınacak elemanda istenilen özellikleri ve şartları da onaylattı. Üniversite radyosunda ve yerel gazetelerde personel alım ilanı usulüne göre yapıldı. İlan şöyleydi.
DUYURU
Üniversitemizde aşağıdaki şartları taşıyan büro elamanı alınacaktır. Alınan elamana, iki yıl sonra kadro verilecektir.
1- 1.78,5 cm boyunda.
2- 65 kilo ağırlığında.
3- Ela gözlü, yüzünün sağ tarafında beni olan.
4- Kıvırcık sarı saçlı.
5- 4 yıllık “Her İşe Tavuk Tüyü Dikme” bölümünden, 3.48 lik derece ile mezun olmak.
6- Ispanaklı börek ile Kelle Paça Çorbası seven.
7- “Erik Dalı Gevrek Olur” türküsünü ezbere bilen.
8- Esengül’den “Kahretmişim Hayatıma” şarkısını Karaöke okuyabilen.
9- İki parmak, daktilo kullanabilen.
10- Flütle “Dalda Duran Üç Elma” şarkısını çalabilen.
11- UMSS’e (Uyduruk Muyduruk Seçme Sınavı)kayıt yaptırıp, sadece sınava girmemiş olmak.
Gün, gelince, adaylar belirtilen mülakat bürosunun önünde sıraya girdiler. On beş aday vardı. Hiçbirisi şartları okumamıştı. Diplomasını alan gelmişti. Mülakata alınanlar, 20 saniyede dışarı çıkıyorlardı. İtiraz edenleri, güvenlik görevlileri anında paketleyip gönderiyorlardı. On maddelik şartlara uyan kimse yoktu. Sadece 12. Adayın bütün şartları uymuştu. Mülakat sonuçları açıklanınca, panoya asılan listede, Talikacılar Başkanının kızı sınavı kazanıp işe alınmıştı.
Artık, bölüm Başkanının yeni bir sekreteri vardı. Tavuk yolma, tüy dikme işleri itinayla yapılacaktı artık.
Başa göre tarak böyle olurdu işte. Tarağa göre baş bulmak işi, beceri isteyen bir işti. Bu beceri bazı insanlarda, doğuştan vardı. “Pıtrakistan” ülkesinde, her şey pıtraklı bir yoldu. Önemli olan pıtraklara basıp, ayağa batırmadan yürümekti.
Okul okumak, eğitim almak, üniversite bitirmek. Bir konuda uzman olmak… Çok önemliymiş gibi, davranmak önemliydi. Geçin bu sayılanları. Bu konularda konuşun. Ancak boş konuşun. Çok konuşun. Becerikli olun, her işin tepesine bir tüy dikin. Ne tüyü olursa olsun, önemli değil.
Geçin bunları! Böyle gereksiz işlerle uğraşmayın.
Uzman olmanın, azman olmak kadar değeri yok işte!
Liyakat mı?
Ben böyle bir kelimenin anlamını bilmiyorum.
Burası Pıtrakistan! Pıtraklı yollarda, demir tekerlekli talika ile gidilir.
Ispanaklı börek var mı?
Önemli olan börek!
Gerisi diyalize bağlanan böbrek!
Hadi dolduralım koltukları.
İş yaparmış gibi yapalım.
Torpille bir iş sahibi olanlar, sadece havanda su döverler.
Dövüyoruz zaten!
Havanda su döven bizleri dövenlerin, yaşananların ve olayların;
“Hepsi bu değil!”
Şuayip ODABAŞI
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.