0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
170
Okunma

NANKÖRLÜK EDİLEN ZEYTİN AĞACI
Ülkemizin ormanları binlerce yıl önce daha fazlaymış Ormanlarda birçok ağaç Anadolu’ya özgüymüş. Ormanlarda şu anda nesli kalmayan birçok hayvan yaşarmış.
Torosların belirli yüksekliğinde dev ardıç ağaçları var. Zonguldak/Alaplı’da 4000 yaşında bir porsuk ağacı varmış. En yaşlı 2000 yaşındaki ardıç ağacı Konya/Taşkent ilçesi sınırlarındaymış. Birçok zeytin ağacının yaşı 2000 yılından fazla bu ülkede. Zeytinlerin hepsi, anıt ağaç yani.
Birçok yöremizde çınar ağaçları anıt ağaç altında korumaya alınmış. Alınmışta korunmayan ormanlar cayır cayır yanıyor. Altıncılar, dağların altını üstüne getiriyorlar. İçme suları kirlenip azalıyor. Doğa felaketleri zamanı gelince yıkmaması gerekli olan yeri yıkıp geçiyor.
Doğa kirlendikçe hassas olan birçok ağaç kuruyup ölüyor. Karaağaçlar, gürgenler, Göknarlar gibi…
Bence iki ağaç var ki, bu iki ağaç Anadolu’nun hem öksüz hem de yetim ağaçları. Artış ve zeytin.
Ardıç kokusu güzel olunca, kesilip ev eşyası yapıyor. Kazdağları’nda ardıç belirli bir kalınlığa gelince bahçelere kazık yapılıyor. Yapısı yağlı olunca çürümesi zor olurmuş.
Ancak üzerinden siyaset yapılan, projeler geliştirilen ağacın adı zeytin. Zeytin, Dünyadaki en dirençli ve en yararlı ağaç. Anadolu’nun deniz kıyıları, Akdeniz ikliminin etkilediği her yerde zeytin ağacı var.
Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerde zeytin en önemli ağaç. Yunanistan, İtalya, İspanya gibi.
Bizim ülkemizde de zeytin; Ege, Akdeniz ve Marmara bölgesinin kıyı şeridiyle, Güneydoğuda bazı bölgelerin en önemli bitkisi.
Ülkemizde son yıllarda yine zeytinin başına gelmeyen kalmadı. Altın arayıcıları ve çeşitli ticari faaliyetlerle zeytinlikler talan ediliyor.
Bu talan 150 yıllarında Menderes Hükümetiyle başlamış. Geri kalmış ya da kalkınmakta olan ülkelere, margarin yağını satmak isteyen Amerika, ülkemizde zeytin ağaçlarını hedef almış.
“Vita” adında mısır nişastasından ya da başka şeylerden imal edilmiş, üstüne sinek bile konmayan margarini bizlere pazarlarken, yeni projeler geliştirmiş. Zeytin ve zeytin yemenin sağlık açısından zararlı olduğunu ortaya atıp üretici köylüleri kandırırken, ülkemizde, Amerikan güdümlü margarin fabrikaları kurulmasını teşvik etmiş.
Marşall Planıyla, ülkemizde zeytin ağaçlarının sökülmesini teşvik ederken, “Zeytinyağlı Yiyemem” diye türkü bile yaptırılmış. Bizi bir sülük gibi emen Amerika, elindeki mısır ve mısır yağı stoklarını, bizim gibi birçok ülkede harcamış. Bizlere margarin yedirerek, diyabet, hiper tansiyon gibi illetleri bırakıp bir nesli ilaç bağımlısı yapmış.
Bizler hala” Zeytinyağlı yiyemem” türküsüyle oynayıp göbek atıyoruz. Uykudan uyanmak gibi bir derdimiz de yok.
Şimdilerde internette sosyal medyada yeni bir bilgi dolaşıyor. Doğru mu yanlış mı bilmem. İran Savaşında Amerika’ya kafa tutan İspanya, geçmişte sömürgeci bir ülkedir. Güney Amerika’yı, suçiçeği gibi bir hastalığı mikroplu battaniyelerle götürüp, yerli insanları öldürmüş. Ülkesini üç yüz yıl idare edecek altını talan edip gelmiş bir ülkedir. Diktatörlükle yönetilmiş, ancak bağımsız bir Avrupa ülkesidir şu anda. Çıkarlarını iyi bilir.
Bu İspanya, yine 1950’li yıllarda ülkemizden odun kömürü almak istemiş. Şart koşmuş, kömürler meşeden değil, zeytin delicesinden olacak. Ülkemizde yoğun olarak bulunan zeytin deliceleri kesilip kömür yapılmış ve İspanya’ya satılmış. Parayı gören bizim hükümetin adamları, “İspanya bu kömürü ne yapacak?” diye sorgulamamışlar bile. Bir Amerikalı bu kömürün, İspanya’da asfalt yolların altına serildiğini ve boş bir iş olduğunu anlamış. İspanya’nın amacı, ülkemizi zeytin üretiminde, devre dışı bırakmak olduğunu Amerika anlamış, biz anlamamışız. Düşünmeden zeytinin atası deliceleri kesmişiz.
Bu bilgi yanlış olsa da bir kıssadan hisse gibi, kulağımız küpe olmalıdır.
Bugün İspanya, Dünyanın en önemli zeytin ve zeytinyağı üreticisidir. İtalya’da öyle. Yunanistan bile, bizden çok iyi.
Bizler içine zeytinyağı konulan şişeyi bile dışarıdan alır olduk. Paşabahçe Şişe Cam’ı kapattık. Ülkemiz şimdiki çağda, 1950’li yıllardaki gibi yeni projelerle talan ediliyor. BOP gibi.
Ülkemizi yönetenler, ormanları, doğal yapıya, insan yaşamına ve kültürüne yön veren bütün ağaçları yok etme derdindedir. Hiç yangın çıkmayan Karadeniz’de bile yangın çıkıyorsa…Pes!
Ülkemizde zeytin yetiştiriciliği ve zeytinyağı üretme kültürü, tarihi örnekleri her gün yok ediliyor. Ortalık sahte yağ üreticilerinden geçilmiyor.
“Kendi kendine yeten yedi tarım ülkesinden biri değiliz” artık.
“Savaş var” dediğimiz Ukrayna’dan yağ ve un alıyoruz. Parçalanmış Suriye’den patates, Amerika’nın ve Arap Yarımadası Müslümanlarının füze attığı İran’dan Elma ve Karpuz alıyoruz. Çin’den çitlemek için ayçiçeği alıyoruz, utanmıyoruz!
Ülkemiz “tam bağımsız” bir ülke değildir. Amerika “öksürme tuvalete gitme” dese kıçımıza gizliden vidanjör bağlayacak kadar gülünç bir durumayız.
Bu ülkenin insanları ve ağaçları ve de hayvanları;
“Zeytinyağsız yiyemem aman
Naylon mintan giyemem aman
Naylon fistan giyemem aman
Her yemeye aldanıp,
Zeytinyağlı diyemem aman” diye türkü söylediğimizde kurtulacak.
Güdülmek isteyenlere, ithal çoban çok!
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.