30.12.2017 01:32:24
1.
Yaş kalpte kaynayıp da ulaşırsa gözüne
Kalemden düşen damla iner gönül düzüne
Gün gelir yazdıkların gül açtırır yüzüne
Kabuğuna çekilip ıssızlığına sinme
İçindeki meramı anlatmaktan yüksünme
Asıl mesele şu ki neyi, neden yazdığın
Hangi gönül yüküyle hangi bağda tozduğun
Ufuğa dalan gözler visalini mi; kollar?
Çelme takıp ayağa geçit vermez mi; yollar?
Seni mahkum etmeye yeter mi; karakollar?
Öfkenin oklarını çevirmeden bendine
Sebebini dönüp de sormalısın kendine
Asıl mesele şu ki neye, neden kızdığın
Hangi kusuru örtüp hangisini kazdığın
Nasıl yakar genizi içli ağlayamamak
Koyverip duyguları taşıp çağlayamamak
Kanayan yaraları sarıp bağlayamamak
Girdabına tutulup batıp gider derine
Sanki dünya yıkılır sinenin üzerine
Mesele şu ki dostum neyi, neyle ezdiğin
Hangi balı derip de hangi kaba süzdüğün
2.
Pervazda minik bir kuş yanık yanık ötüyor
Ona böyle ötmeyi hangi güç öğretiyor?
İçerleri dağlayan nağmeyi söyletiyor?
İşin aslı odur ki marifat öğretende
İlham edip gönüle lütfedip söyletende
Mesele şu ki dostum neyi, nerden sezdiğin
Hangi derdi yüklenip hangi dertten bezdiğin
Ne dal ol ne de budak; kökü sağlam çınar ol
Hayat devşir hayat ver, susamışa pınar ol
Ne üste ne dipte ol hem derin hem kenar ol
Hesapsız olmaz lakin hesapla da olmuyor
Niyet salih değilse huzur gelip bulmuyor
Mesele şu ki dostum ipe neyi dizdiğin
Hangi düğümü atıp hangisini çözdüğün