2
Yorum
20
Beğeni
0,0
Puan
3135
Okunma

aykırılıkla düşlüyorum
ezbere dayalı özlemlerim olmadı
..
kelebekler ayıkladım senli gün dirilişlerinde
pencerelerin yanağına uzanmış rüzgarın sesiydin
serinliğinle algılardım günaydın şarkılarını,
ihtimaller üzerine içtiğim kuş cıvıltısıydı notalar
bütün karmaşık hüzünlerle çökerdi duyularımın ahrazına
zamanın değişkenliğinde kasılıyordum belkide
yada
keşkelerle saklanıyordum olmayışının terli akşamına
düşüyordum gecenin şavkına
dümdüz sessizlikler vardı şiir bahçelerinde
anımsadığım bir trendi hüzünlerden geçen
üşümek kadar ağrılı bir aşktı gözlerimde duran
nasıldır bilirim otobüslerde insansız yolculukları
buğular camlarda kalabalık portreler çizer ansızın
elimdeki kitabın arasında mola verir yazarın kalemi
kokusunda ıhlamur çiçekleri bir yol üstü lokantası
ve masada bayat haliyle beni ağırlar çayın soğuk teni
ahh.!
anımsarım saçlarından göç eden sarı sıcakları
avuçlarım uzak bir arzulanış olur, dokunurdu utanarak
kaburgamın altında zemheriye özenen güz yaprakları düşer
kirpiklerimin ucundaki nehirden akardı tuzlu gülüşlerin
bocaladığım hayalperst derviş notlarında
adına sayıkladığım düzensiz yalnızlıkları yazardım
hiçbir lisana diz çökmemiş harfler açardı kağıtlarda
aklımın yazıtları sevdana fermanlar kazırdı usanmadan
bir dudaktan bir dudağa göçe hazırlanmış öpüştü
heyecanlı sevmelerin meczup bekleyişleri
eskimiş çocukluğumun içinde hep vardın
ve babamın olmayışından bakıyordun sümüklü ağlamalarıma
derin bir mevzuydu işte
hasır altına saklamış olduğum o mükemmel hasretlerin
içinden geçerdi gramafon kalıntısı ilkel ahşap sesler
kanardı duvarların botanik renginde yokluğunun gölgesi
yutkunmaya çalıştığım bir dram olurdu tütün grisi acı
boşlukları doldurmaya çalışan zamanla dağınıktı suslarım
sensizliğin tecritinde yasaklı özlemlerinle direnişim
bir sevda kavgasıydı kaybedişlere karşı, isyandı
kar suları şubatın derisini yüzerek gidiyordu bahara
ağustos böcekleri dalların çıplak mezarına gömülüyordu
sonra
kaldırımlarda unutulmuş adımlarla kaçtım kendimden
bilincimde huzursuz intiharlar, senli sayıklamalardı
oysa sende bıraktığım bir ruhun eğri büğrü haliydim
nereye gitsem ardımda nefesini giyinmiş havanın beşinci mevsimi
dönüp dolaşacağım bütün geri gelişlerim sana çıkan bir kapıydı
altı çizilmiş anlamlı sözcüklerin tarifsiz manalarında tanrıça
Babil efsaneli kayıp bir uygarlığın içinden bağıran aşktın
kabile yaralarımın üzerine göçen kabuktan kavimlerin kitabesi
Kudüs gözleriyle bakan coğrafyaların krizantem kokulu bacısıydın
bir raslantı değildi, bir alışkanlık hiç değildi, bildik değildi
öylesine yamalanmıştın; yırtık yüreğimin paçavra yerlerine
say ki uzun bir konuşmazlığın sonunda başladığım ilk sohbettin
ve dilimin uçarı kekemeliğiyle senin yüreğinin kırsalına seslendim
-seni sevmeye başladığım zamandı,bir annemden bir gözlerinden doğuşum.!
Bülent Aslan
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.