18
Yorum
30
Beğeni
5,0
Puan
1340
Okunma
İnsanoğlu
ne kadar acı içinde haykırdı
en yalçın kayalarda
yankılandı sesleri
gelip böğründe ki duvara çarptı
insafsız yazgısı kaderinin
narin bedenlerinlenin koparıp attığı
gövdesinde saklı duran
genç kızlarının, kadınlarının
düşlerinde sakladığı sevgili
yar ağaç kavuklarının içinden
sürükleyip çıkardı düş yağmurlarından
çalıntı hayelleri gözyaşlarında ıslandı
boğum boğum yutkuntu sustu sustukça
ve.. yaydı içine doğmamış acıları
gökkubbeye haykırdı sessiz çığlıklarını
yüzkarası kederin dehşetinden ay karardı
ey bülbül, gül kurudu
sen ki, daha doğmakta olan güneşi
mevsimleri muştuluyorsun!
Ay sindi gecenin derinliklerinde
dökmüş içini en yüksek tepelere
eğer, doğruysa yaşadığım. İzbe!
dinle! İnsanoğlu küçücük bir serçe bile!
korkudan buz kesmiş çocuklar gibi titriyor
kızgın topraklarda anasız, babasız
tıpkı acıyla ortak yaşamak çaresizliğinde
kuşlar,her sabah narin bedenlerini
salıyorlar gökyüzünde rüzgara
silip süpürüyor
rüzgar havadaki ölü canları
kış gelince
yapraklar ölüyor
toprağa karışıyor
karanlık ölümün kapısında bekliyor
son gün ışığının kederini yaşayan en son kuşak!
unutmuyacak unutamayacak
Babalarının bir sabah evden çıkıpta
... bir daha geri dönmediğini..
Nurten Ak Aygen
13.08.2015
5.0
100% (28)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.