Gerçek keşif yeni topraklar bulmakla değil, yeni bir gözle bakmakla ilgilidir. marcel proust
Oğuz Can Hayali
Oğuz Can Hayali

HAYDARPAŞA GAR OTELI 7

Yorum

HAYDARPAŞA GAR OTELI 7

0

Yorum

1

Beğeni

0,0

Puan

1270

Okunma

HAYDARPAŞA GAR OTELI 7

İKİNCİ KAT

Hayal kurmak,
düşünebilmek Çocukca,
Verileni almak,
bakmadan Çıkarına,
"Elde ne kalır?" Uğruna.

Güzel Şey Çocuk olmak,
Karşılık beklemeden vermek,
Sevgiyi yitirmeden
Mutlu kalmak güzel Şey.

Rakkam kaçtır, niye?
Gözyaşı niçin akar?
Kalbim neden hızlı çarpar, Ayşe Kızı görünce?
Ne kadar sever, ne kadar nefret eder, ne kadar bağışlarız?
Bu "Kadar"ın Ölçüsü ne?
Fazla ve eksiklerimizle varız.

Niçin Kavga eder Büyüklerimiz,
eşitçe paylaşmak varken Barışı, biz?
Neyi Hesaplar, niçin kıskanırız?
Kim-kime karşı, kimin çıkarı ne?
Sevgiden ne anlarız?

Hayal,
Anıları ve Yaşamı
Çocukca paylaşmak Sanatı.
Borç ödemek
Cam Kırıkları, Cigara Kapları, Resimli Kartlar ve Gazoz Kapaklarıyla,
Takas etmek
Misketle, Bilyayla, Topaçla,
yutup-yutulmak
yitirsek bile eksikle yetinmek, mutlu kalmak azla,
büyük Şey Çocuk olmak,
Hayal kurmak Çocukca.

ALİYE’ NİN HİKAYESİ;
haydarpaşa Garı,
Makinist Hidayet;
"- Şükür Allaha!" diyerek,
Kol çekip Buhar Kazanından İslim saldı.
Hepsini değil, Vagon Kalörüfer Bağlantı Borularını ısıtacak kadar
Basıncı ayarladı,
artanı içinde kaldı.
Sabaha kadar donmasın diye Borular,
Kömür attı Ocağa, üstünü azcık ıslattı.

Sonra,
önü kara Meşin Deri,
kalın Keten İş Önlüğünü çözdü, çıkardı,
Kolları uzun Amyant ateş Eldivenlerinin yanına astı
ve aldı Askıdaki
Zımbalı-yuvar Kontrol Saatini.
Kömürcü, yani Ateş Yardımcısı Muharrem
-ona sorarsan Makinist Asıstanı der-
Tuzla’ya gelmeden evvel
inmişti,
yalnızdı.

Her Zamanki gibi
Ana Gara vardığında, durdurur Treni,
ama Pistonu Stop etmez,
Hareket Memurunun Düdüğünü bekler, inmez.
Şimendiferi takar geri Vitese,
Makas Lambalarını, dur-geç Kollarını
Kafasını geri çevirerek
Direklerdeki Işıkları dikkatle kontrol ederek,
Hangar önü Bekleme Raylarına varır,
Büyük İngiliz Anahtarını Eline alır,
iner,
Şimendiferi çözer Vagondan,
biner,
çıkar Burnu Dikine Raydan,
Vagonlar Beklemede kalır.
Bir-iki-üç-dört Manevra daha ileri-geri,
en Son Vagonun Başına varır,
bağlar Şimendiferi. Perona döner geri,
Şimdi Şimendiferin Burnu Çıkıştadır,
Bundan sonrası,
Sabah Vardiyası,
Temizlikçilerin İşi.

Omuzuna astığı Zımbalı-Kontrol Saati ile,
girecektir her Vagonun Bağlantı Eklem Yerlerine, eğilerek.
Çözecektir Vagon Isıtma Borusunu bir El Hamlesiyle,
Kompartımandan Isıyı kesecek,
bağlayacaktır diğerine
-ki bu İş yalnızca Kışa aittir-
Su donup Boruyu çatlatmasın diye,
paralel bağlanır Isı Boruları Birinden-diğerine.

Makinist Hidayet her Vagona girdiğinde,
Kapı yanında Zicire asılı keskin-çentikli Anahtarı
- Her birinin Ucu kendine özel-
Saatine sokar-deler,
sonra Vagona girer.
Kontrol etmeye.

Ankara’dan beri
sanki bir Şey olacak gibi
hissediyordu kendini
Merak ve Dikkatle sürdü,
şimd yine
ayni gariplık vardı içinde.
Kompartımana girdi,
Kanepelerin birinin altından bir Hapşırık Sesi geldi.
Eğildi
uzun Eteklikli bir Kadın Yere yatmış, saklanmış yada uyumuştu belki;
"- Hey Bacım!"
Kız dışarı sıçradı;
"- N’olur b’şey yapma bana, Amca!"
Tövbe-tövbe
Makinist Hidayet Babası yerinde,
Ayrıca Dindar ve Namuslu bir Adamdı;
"- Polise de verme..." diye yalvardı Kız;
"- Sabaha kadar sabret..." ağlamaya başladı.
"- Dur Kızım Korkma! Bir Yolunu buluruz elbet."
Yolu yoktuki bu İşin.
Gerçeği Söylemek Gerekirse,
İşin İçinde İşten Kovulmakta vardı;
"- Peronda İnme!"
Köprü-Küprü
bir Vagondan diğerine geçerek
beni Takip et!"

Makinist Hidayet
birer-birer indi, çözdü-bağladı-bindi,
Kontrol saatini deldi,
ama kasten Vagonlara girmedi.
Yolda hep bu "Bir Yolunu" düşündü.
Son Vagona geldiler
Burada
yarısı Yük ve Posta, diğer yarısında;
Tuvalet, Paydos Yeri ve Personel Kabinleri var.
Makinist Odasının önünde durdular.
Hidayet içeri yalnız girdi;
"- Al giy şu benim Elbiseleri." diyerek çıktı Kabinden, Kıza verdi.

Her ikiside aynı Boylu,
Erkek gibi yüksek Omuzlu, uzun Boyunlu,
Yüzü geniş Burunlu, kalın Kaşlı olduğundan,
Pantolon-Ceket Kıza Tıp-a-tıp uyacağından
Mesele yoktu;
"- Adın ne senin?" diye sordu;
"- Hatice." Sesi geldi Kapı ardından;
"- Ben sana Ali diyeceğim."
"- Niçin?"
"- İşçi Yatakhanelerinin önünde Görevli Memur var, içeri Kadın sokmazlar."
Ses kesildi;
"- Makinist Şapkamı giy ve altına Saçlarını topla!"
Hopla!
Şimdi Kapı Önündeki Görevli Bekçiye ne diyecekti?
Kız dışarı çıktı. Elbiselerini gülerek gösterdi;
"- Ali!" dedi,
birde Şaka Siperine Elinin ucuyla dokunarak Selam verdi.
Güldüler
ve İşçi Yatakhanelerinin önüne kadar konuşmadan geldiler.

"- Hayrola Hidayet Ağa! Misafirimizde kim?"
"- Yeğenim!" Bu Yalanı Vagon Isı Borularını çözerken düşünmüştü;
"- Misafir Kağıdı varmı?"
"- Ne Misafiri? Yanımda çalışacak. İşte Kağıtları." Kağıtları alıp-okurken;
"- Ali..." dedi Görevli kendi-kendine,
Şaşırdı Hatice;
"- Nasıl uydurdu bu hınzır Herif bunca Yalanı?" diye düşündü;
"- Bunca Kağıdı, bu kısa Zamanda nerden buldu?"
"- Ali!" diye tekrarladı Memur, bu Sefer yüksek Sesle;
"- Cevap verde Yeğenim, bir an önce gidelim."
"- Evet..." diye Yalan söyledi, Hatice;
"- İş Başın ay Sonunda..."
"- Hı..."
"- Ama Kağıtların arasında Ziyaretçi İznin yok!" Hidayet Sözünü kesti;
"- Bırak alla’sen! Yorgunum, Yarın alırız Oğlum!" Onu İşe aldıran bu Hidayet Ağa olduğundan,
Saygısı vardı ona;
"- Olmaz!" diyecekti, vazgeçti. Uzattı Kağıtları geri;
"- Ama Yarın Sabah!"
"- İnşallah."

Nasılsa Hidayet Yarın İdareye gidecekti.
Gerçekten Kağıtlar Başka bir Ali’ye aitti.
-Gerçek diyorsam, Hayalde tabi-
Her İkisi
İkinci Kattaki İşçi Yatakhanesinin
213 Numaralı Odasının önünde durdu.
Girdiler içeri,
Odada, iki Katlı bir Ranza,
Naylon Muşambalı bir Masa,
iki Sandalye, eski bir Dolap, Duvarda bir Tahta Raf, Kitap dolu.
Hatice, Ranzanın Kenarına, Hidayetin Yanına oturdu.
Yorgun Bacaklarını kırıp, Yatağa Yaydı,
Başını Hidayet’in Dizine koymuştu;
"- Lütfen bana Ali’nin Hikayesini anlat." dedi.
Hikaye bittiğinde
Hatice çoktan
uyumuştu.

Bir Müddet sonra;
"- Tak, tak!" Kapı vurulu
Rıfkı girdi Odaya
"Hidayetin Köylüsü, Oda Arkadaşı aynı Zamanda-
"- Pişşşt!" dedi Hidayet,
Hatice’nin,
-şimdiden sonra Ali-
uyanmamasına dikkat ederek
Yumruk Yaptığı bir Elinin dışarıda kalan İşaret Parmağını
dik olarak Dudaklarına bastırdı ve
aynı Eliyle Aliye’yi gösterdi.
"- Yeğenim..."
Rıfkı biliyordu Ali’nin geleceğini, sustu;
"- Sen Yukarı Misafirhaneye git, orada uyu." diye fısıldadı
"- Yarın Sabah takas ederiz Yatakları."

Haydarpaşa Garının üçüncü Katı Misafir Lojmanları
Mühendis, Kalantorlar, Yabancılar, yüksek dereceli Görevliler
ve Hanımlı Ailelere özel.
-Ki bu üçüncü katı sonra Ziyaret edeceğiz-
Bu Köylü Rıfkı’nın Hikayesini orada bir güzel
dinliyeceğiz.

Aradan 35 Yıl geçmiş,
Hidayet ve Hatice evlenmişler, bir Kız Çocukları olmuş.
Bu Kızda Evlenmiş, onlardanda bir Aliye Kız Dünyaya gelmiş.
Şimdi
Hidayet Dede
Küçük Torunu 7 Yaşındaki Aliye ile
El-Ele
Haydarpaşa Kültür ve Sanayi Fuarı’nın
İkinci Kat Merdivenlerini çıkıyorlar.
Burası Hayalinde eski Günlerin İşçi Yatakhanesi;
Duşları, Helaları, Odaları, Çift Katlı Ranzaları, Yemek Salonu ve Mutfak...
değişmişlerdir mutlak!

B i r i n c i B ö l ü m ü n S o n u

Paylaş:
1 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 
Haydarpaşa gar otelı 7 Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Haydarpaşa gar otelı 7 şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
HAYDARPAŞA GAR OTELI 7 şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL