30
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
2948
Okunma

...“imamla tövbe duası okudu, namaz kıldı abdest aldı. Bana ’Arkadaşlarıma, anneme çok selam söyleyin, anneme (Düğüne çıkar gibi) olduğumu söyleyin’ dedi. Sonra beyaz önlüğü giydi. Cellâdı kabul etmedi. Boynuna ilmeği kendisi geçirdi ve hemen tabureyi tekmeledi. Ben karşısına geçtim halen sağdı. ’İçinden Ayet-el Kürsü’yü oku’ dedim. Bensesli okudum, O dudaklarını kıpırdatarak okuyordu ve sonunda canverdi(!).”
kırmızıyla beyazı Ali Bülent’e öykünerek sevdim,
hilali ve yıldızı da..
her ağustosun on üçünde saat 3:45 dediğinde
ılgıt ılgıt ağlamayı O’na adadım…
on üç ağustos geceleri yüzümü rüzgar(ın)a verdim,
sözümü ve bayrağımı da..
ölüm görünen düğünler olsun diye sonum
kavga ettim, tavır aldım
zalime Ali Bülent gibi çatıldı kaşım…
bütün al-beyaz kabahatleri üstlendim
uğruna ölünecek bir sevda huzurunda;
kendime.. tekmelenecek bir tabure,
kurgusu iğreti bir sehpa,
çokça hain ısmarladım..
dilimde akarken Ayet-el Kür’sü Ali Bülent gibi gözlerimi kapadım
bir rüya ana rahmini tırmalıyordu
şafaklar ağarıyordu
ve çıldırarak sevmek neymiş anladım..
/çıldırarak sevmek neymiş anladım..
a n l a d ı m!..