11
Yorum
14
Beğeni
0,0
Puan
9982
Okunma

Ey göktürk yaylasının mızrak bakışlı kızı
O asil duruşunda Türklüğünün rengi var
Yedi düvele yeter gururunun birazı
Semerkant ve Buhara ruhundan mı yadigâr
Kılıçtan daha keskin sudan duru hitâbın
Demir dağlar eriten sevda mıdır bir eşi
Güzelliği senden mi binbir renkli mehtâbın
Nasıl esrik etmesin görkeminin ateşi
Kaşların hilal gibi bakışların dolunay
Nice alp’ler devirir hilal düşünce yere
Uğruna mı kaybetti Endülüs’ü o Giray
Türk yurdunda emsâlin Bilge Kağan’lı töre
Ötüken dağlarının kokusu var yelinde
Ağulara bedeldir uzandığında acın
Hangi efsane gizli simsiyah saç telinde
Bu ozana değer mi ok’un ya da kılıcın
Ben kimsesiz dağların yaralı kopuz sesi
Ergenekon yüzlüyüm esiri olmam düş’ün
Yıllarca at üstünde yâr bilmişken yeisi
At üstünden devirdi bir seferlik gülüşün
Gulistan’ın eşi mi bülbül yakan nefesin
Bin obaya değişmem başındaki börkünü
Unutma ki adın Türk ırkının şerefisin
Benim gibi söylemez kimse senin türkünü
Ey göktürk yaylasının mızrak bakışlı kızı
Keskin heceler ile çarpışalım seninle
Ya cengi bitirelim ya da güldür albız’ı
Gök girsin kızıl çıksın Türk usûlü yeminle
Haydi; artık karar ver karar vaktidir bu an
Dokuz tuğ kadar güzel ay bakışlı sevgili
Ne çıkar yargılarsa öksüzlüğümü cihan
Bu gün isim almalı Makberî’nin emeli
-----------Makberî
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.