1
Yorum
8
Beğeni
0,0
Puan
794
Okunma
gözlerini kımıldatıp değişiyor
yanılıyorsunuz
şu an değil
şimdi değil yarın
yüzünüzü hissetmeniz için elinize
değen iki buluşma sonrasında son kez
öğreneceksiniz
iç fısıltısı ağır basan bir yenilgiden çıkıp
sonsuz çizgiye doğru
hiç tükenmeden acının kendisi olmayı
şekilden şekile
en rahatlatıcı olanı bu
hayır bu
buğu başlı solgun dil gibi
her şeye benziyorum ya
kutsal çantasını açıp içime bakacak olan
bir yorgunluğu iyileştiriyorum
kim ise kim
belki de kırılan kalbim
soruluyor yanımızdan geçenlere
hatırlayan var mı mavi küreyi
düzlükten başka hafızası olmayan
bir bakış atarak üzerime
uzaklaşıyor yorgun patikaları çocukluğumun
karnı soyulmuş ağaç direkler
ve onların taze dallarından olma çemberler için
kokular sızdıran bir baharı anımsıyorum
su içmiştim sırtı kambur dedemin ellerinden
eski bir mezarın ahengi ile değiştirdim rengimi
tapılası sözcükler etmiyorum
yormuyor artık kuşların melodisi
güneş rüzgara soruyor
toprakla öpüşsek mi.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.