0
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
1196
Okunma
Bir akşam üstü bana yoruldum dedi
Oysa ben ölümün eşiğindeydim
Bilmiyordu belki onu ne kadar çok sevdiğimi
Farkında değildi sanırım onun için öldüğümün
Bir akşam üstü kısacık bir ömür gibiydi
Kısacık bir söylem gibiydi
Bir kelimeye sığdırdı
Yoruldum anlıyor musun?
Ben anlıyorum yorulduğunu da
Benim öldüğümü anlıyor musun?
Diyemedim
Sözcükler boğazıma düğümlendi birden
Ölüm
Kısacık bir akşam üstü gibi
Neyi söylesem ters anlıyordu
Neyi anlatmaya çalışsam
Anlattıklarımın dışında kalıyordu
Tersine kapanan bir kapı gibi
İçe açılan bir pencere gibi
O beni her ters anladığın da
Bir tüfek fişeğiyle vurulmuş gibi oluyordum
Bir intiharı meşru kılıyordu göğsümdeki acılar
İçimdeki yaralar bir volkan gibi yanıyordu
Oysa konuşmaya değer ne çok şey vardı
Yoruldum kelimesiyle bitirmeseydi
Solan yüzümü bir nehre saldım
Yıkanıp kendine gelsin diye
Ellerimi bir uçurtmanın ipine doladım
Gökyüzünü özgürce dolaşsın diye
Dudaklarımı yağmurların alnına sürdüm
Kuruyup çatlamasınlar diye
Bir vapura bindim
Martılara simit attım
Kısacık bir akşam üstü
Üşüdüm, hemde çok üşüdüm
Ne çok üşüdüm
Martıları sevindirmek için
Kalabalık bir sokağa daldım
Elimde simitten kalma çöp poşeti
Kaldırımlarda ayak sesleri
Ne çok yankılanıyor
Kısacık bir akşam üstü
Ölüm gibi.
İbrahim DALKILIÇ
08/05/2014
03:10 izmir
5.0
100% (8)