13
Yorum
17
Beğeni
0,0
Puan
2229
Okunma

El ayak çekilince, her gece sessiz sessiz
Gönüllerde bir otağ, dertli baş arar hüzün.
Güz güneşine benzer; tebessümü edip giz
Solmuş, sararmış çehre; çatık kaş arar hüzün.
Elde mendil, dilde âh, gözde yaş arar hüzün.
Derip renkler içinden kasvetin karasını
Ağlatır, üzer, açar umutla arasını
Âşikar etmez, gizler; göstermez yarasını
"Eyvah", "Keşke" içinde, kor ateş arar hüzün
Elde mendil, dilde âh, gözde yaş arar hüzün.
Ya aşk ya ayrılıktır onmaz derdine sebep
Haddini aşmasına müsâde etmez edep
Acısını tarife naçar kalır mürekkep
Yaz ayında kar bekler; bora, kış arar hüzün.
Elde mendil, dilde âh, gözde yaş arar hüzün.
Kader kara yazmışsa yol sarptır neşelere
Saklanır melül mahzûn en kuytu köşelere
Bağlanır basireti; sarılır şişelere
Kadehlerin dibinde arkadaş arar hüzün.
Elde mendil, dilde âh, gözde yaş arar hüzün.
Bazen günbegün artar onmaz elemin demi
Gayret etse ne çıkar; yan yatar, batar gemi
"Suç kimde, sebep nedir?" yoktur artık önemi
Vefalı bir sadık dost, bir sırdaş arar hüzün
Elde mendil, dilde âh, gözde yaş arar hüzün.
Hayat yorgunu dize çıktığı her yol yokuş
Gün akşamdır, mevsim kış; toprağa düşer bakış
Can atar uçmak için sînedeki nazlı kuş
Kulağı salâdadır; "Soğuk taş" arar hüzün.
Elde mendil, dilde âh, gözde yaş arar hüzün...
Mecit AKTÜRK
Berlin, 20.04.2014
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.