4
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
1244
Okunma

Bir çocuk yaşıyormuş dağın eteklerinde
Zirvesine ulaşmak, varmış dileklerinde
Birazcık büyüyünce tırmanmaya başlamış
Öğüt verenleri de, küçümsemiş, dışlamış
Uçurumlardan düşüp yaralanmış mahvolmuş
Başaramadım diye içten içe kahrolmuş
Bir gün yaşlı birisi, ’’Hazinen zaman,’’demiş
’’Azrail bir gün gelir, diletmez aman, ’’demiş
’’Aklını başına al, saracak bizi toprak
Dalından yere düşer sararan her bir yaprak
Doruğa ulaşmadan, ardına bak ta düşün
Azığın yeterli mi, kalmış mı suyun, aşın?
Dünyada ne ekersen, ahirette biçersin
Eğer yükün günahsa sıratı zor geçersin’’
Dinlememiş yaşlıyı, o da kim oluyormuş
Yeterince aklından, nasihat alıyormuş
Yılmadan usanmadan yeniden çıkmış yola
Zirveye ramak kala bu sefer vermiş mola
Dinlenirken bakınmış, dağa tırmanan çokmuş
Dağ hızla büyüyormuş, dağın zirvesi yokmuş
Yollarda iki büklüm, ağlayan kullar varmış
Gözleri zirvelerde, dünya onlara darmış
Bakmış saçında karlar, ayağında sızı var
Zirve yine kaybolmuş, önünde geçilmez yar
Karnı tok sırtı pekken, çokmuş ayağı kayan
Demiş kendi kendine, uyan akılsız uyan! ! !
Fark etmiş ki o zaman, o dağ benlik dağıymış
Nefsani arzuları kör şeytanın ağıymış
Dünyayı istedikçe ulaşılmaz olurmuş
İnsan aradığını, kul olmakta bulurmuş
Vazgeçerek benlikten, güzelce abdest almış
Gözyaşları içinde gerçek huzura dalmış
Emine Yılmaz Dereci
5.0
100% (3)