2
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
1385
Okunma
bir ses bir renk bir koku değil geçiyor
gölgeler bir birine değen salkımların suçu
kimin çığlığı kalmış eskimiş ağaç diplerinde
boşluğun dudağında nem taşlarda sızı
nasıl severdim yeşil bir dal olsaydım koşan çocukları
ve uçurtmalarına kalkan rüzgarın kardeşliğini
sevilirim mavi gök bir yanım karanlık bilinir
oysa aynı yıldızları taşıyan sırtımın ağrısıdır mutluluk
odasına doldukça pervanesi çınlayan ruhum
suyu kuyusundan uyandırmak için döner kalbine
aşk ikram edilecek olsa birilerine
çoğalır insan
bahar kocaman elleriyle açar gözlerini
göller ilk yaşamıyı kımıldatır aksında
kıyısı sözle uyandırılmış eski sisler
süslenir kelebeğin rüyasında.
5.0
100% (10)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.