37
Yorum
47
Beğeni
0,0
Puan
4109
Okunma
-Çocukluktan çıkıp da ilk gençliğe geçerken…-
*
Büyük bir merak ile toprağı eşeledim,
Her damarda kendimi buldum, arttı hayretim
Her zerre toz içinde var mı diye eledim
İndikçe derinlere bitmiyordu gayretim
Anladım bendim uzak aslımdan olup yetim
Gömülmüşüm evvelden eski püskü çarıkla
Çürüyüp toza dönmüş ya da suya karışıp
Sade başımda duran taş üstünde sarıkla
Kaybolmaya yüz tutan zaman ile yarışıp
Rüyalara girerek dolaşmakmış diyetim...
Sonra yorgun ruhumla rastladım düş devine
Vurduğu bir silleyle yerlere kapaklandım
Düşündüm; bu duruma, kim, neden çok sevine
“Kıssa” olmamak için su dibine saklandım
Sonradan okuyanı üzmek değil niyetim
Ben, beni arıyorken değişimde öz mayam
Birileri kendini kutsaldan soyutluyor
Bu işe olur vermez, ne edep ne de hayâm
İnatla yazıp çizen dünyayı boyutluyor
Cevabım yok, yılgınım; nükseder acz’iyetim
Bir akşam dar vakitte kapıları kapatıp
Gizlenmek için miydi; başa çektim yorganı
Uyurken dönüşmüşüm bir ölüye tıpatıp
Üstüme doluyorken biri kalın urganı
Uyanmamı önledi yıllar yılı gafletim
Nerde kalmış mirasım? İşte buydu merakım
Nerde? Nasıl bir halde çıkacak gün yüzüne
Zihnim zoru yüklenmiş; önde, yükselen rakım
Belki de atacaktır beni bir çöl düzüne
Belki de akim kalır bağlanır basiretim
Göz yumdum bilinçsizce; gerçek yok oldu, sandım
Aklımı çekiyorken topallayan karınca
Göz atıp seyrettiğim hayallerden usandım
Yeller, o saf duyguma toz ve toprak karınca
Uğraştım kurtulmaya kalmadı dirayetim
Niyet ettim koşmaya çelme takar halefim
Kolay değil yürümek, dizlerimde derman yok
Neden bu sorunları yok etmemiş selefim
Takılı kaldım şimdi kurtuluşa ferman yok
Kemiklerim görünür kalmadı dirhem etim
Bağ-bahçeye ektiğim ürünleri biçerken
Bağırıp çağırmak hoş; “ben haklıyım,” diyerek
Mevsimler değişirken, göçmen kuşlar göçerken
Elimde, avucumda kalanları yiyerek
Yarını düşünmedim, atarken beniz-betim