5
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
2249
Okunma

Hızla yere çakıldığım bir rüyanın sıçrayışından akıtıyorum bu satırları.
Nicedir gün batıyor buralarda, mevsimler sararıyor,
Dil lâl konuştuklarımıza susuyor.
Fotoğraf karesine sıkışmış mutlu günler avuçlarımda can verdi.
Sakiliğini gülüşün yapıyor her gecenin,
Sigaranın tadı zehir, hüzün suzinak makamında.
Anılar gözlerimde cilveleşmekte,
Yollarda eskidi güzelim bana yürümediğinden beri.
Günü doğmayan yarınlarda inadına hayatta kalma,
İçinde taşırken katilini ipini çekememek
Canın yanmasın diye soluma yatmadığım geceleri yastık altında biriktirmek...
‘Bu ne sevgi ah, bu ne ızdırap
Zavallı kalbim ne kadar harap’
Alın karam, yüreğimin kan çıbanı
Hangi kitaptan öğrendin vefasızlığı,
Hangi sevdanın lügatinde var kalleşliğinin cevabı.
Kahpe içeriden olunca, kapı kilit tutmazmış,
İçimin titreyişi, mum misali tükenişi,
Kendimden eksildikçe kör düğüm sancıya birikmişi.
Hani kapıyı kapatsan diyorum sensizliğe ısınamadığımdan çok üşüyorum…
Benden artık kimseye hayır gelmez, nefretim bir kez daha sevdaya eğilmez.
Sende bilirsin aklım affetse, yüreğime söz geçmez.
Ama yine de;
’ Ne olur bir sabah kapım çalınsa
Açınca gülüşün içime dolsa
Belki bir meyhane biraz da rakı
Sen türkü söylesen ben eşlik etsem ‘
Suna GÜLSOY
5.0
100% (8)