1
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
671
Okunma
çekilmedi güneş
eski direklerin maviye batan oyunları
ve ufukları silen pembe sokuluşlar
henüz dinmedi
ölülerin bir şarkısı olduğunu söylüyorlar
kumlar sarı ve uzunsa
tepeler uzun ve sarı
anıların kuyruğu tutuşmuşsa
ve suları uyandırmışsa
bize ne
zaten
gidilecek bir yol kalmadı ikimize de
utanarak düşünen iki aklın arasındaki o resim
sadece bir çocuğun üzülmesi
sızlamıyor artık koşamayacağını bilerek
sessizliğini arıyor kaldığı yerde
yorgun atlılar ganimetlerin hesabını yapa dursun
sıcak bir rüyanın içine ışık sızdıran kubbeler varmış
ama o kapıya yaslı duran sevgilisinden başka
beyaz tenine karışın uykularını özlüyor
kim bilir
kimin aklında kim varmış
köpeklerimizle konuştuk
arkamızda kalabalık bir çarşı
insan duyarsızlığı bir selin ortasında
kalplerimize yama
kendimizle buluştuk
ışığa sığabilecek küçük fenerlerin etrafında
uçan sinekler gibi dönüyorduk
öylesine belirdi ki gün
açılan her avluya bir kadın iliştirdiler
biri nakışına battı
biri gölgesini örttündü
tanımasalar da bir birlerini
ikisi de aynı duvarı öpüyordu
bilmem o zamanlar siz var mıydınız
kırılan mor ışığa bakıp içimde mırıldanan
ve yalvaran rengin beyaz olduğuna dair
yakaladığınız o gülüş
hala hatıralarımda yaşıyor
emin olun ki
güzeldi yüzünüzden düşen gamzeler
artık çok oluyorsunuz
sizi düşleyerek bulutları süsledim
geceyi bekledim
sizi düşünerek şiirler yaktım içimde
kıskanmasın diye yıldızlar
bakmadım hiç gök yüzüne.
5.0
100% (7)