0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
1122
Okunma
Biz Çocuklar;
altmış kadardık
en küçük on bir
eni on yedi yaşında
muhtar belgeli fukara köylüydü babamız
biz de çocuklarıydık
gelmişiz şehre
okuyup adam olacaktık…
Yurt;
çıplak taban çıplak tavan
çırçıplak duvarlar
boyunca çelik dolaplar
han gibiydi koğuş
demirdendi ranzalar
yatak yorgan yastık
naftalin kokulu çarşaflar
yok değil
vardılar
barınıyorduk çulla çaputla
soba yanmasa da
yaşıyorduk küflü nohutla
doymasak da
çünkü fukara oğlu fukaraydık
katlanıyorduk
zor olsa da…
Okul;
birden başladık
altıya varacaktık
atılmazsak yurttan
mezun alacaktık
çok okumalıydık bu yüzden
çok yazmalıydık
kitap kalem olsa da…
Kütüphane;
“Yetmiş birin kışıydı. On üçünde olmalıyım. Bir Pazar günüydü, tanıştık kendisiyle. Bir defter, bir kalem…
Ve ben ve Refik ve diğerleriyle birlikte…”
duvarlarda raflar
raflar dolusu kitaplar
sandalye masalar
harlı bir soba
gül yüzlü bir hoca
sıcacık
ve sıcak sıcak insanlar
sıcacık karşıladılar
hem okuduk hem yazdık
beş yıl kışladık
soğuklar inadına…
Kemalettin Tuğcuyu tanıdık; köprü altındakileriyle. Jül Verni, denizler dibiyle. Ve sonra Yaşar Kemal’i, İnce Memed’iyle…
Biz dünün çocukları; Yaşar abiyi çok sevdik. Önce okumayı, sonrasında yazmayı sevdik.
Sayesinde…
Ve hala seviyoruz.
Ve kalem tutan elinden, insan kokan yüreğinden öpüyoruz.
Biliyor musunuz; gene yazmış.
Adı;
“Tek Kanatlı Bir Kuş”
Biz dünün çocukları, siz günün çocuklarına; önce okuyun diyoruz. Sonra yazarsınız…
Tevfik Tekmen-Eylül/2013/Lüleburgaz
5.0
100% (1)